Allah: Rahman ve Rahim Olandır
Kur’an’da Allah’tan “Rahman ve Rahim” sıfatıyla elli yedi defa bahsedilir.
Örneğin şunları okuyoruz:
“Allah’ınız bir tektir; O’ndan başka ilah yoktur. O, çok merhametlidir.” (Bakara Suresi 2:163)
“Rahman ve Rahim tahtta oturmaktadır.” (Ta-Ha 20: 5)
“Rahman” ismine gelince, Kur’an Allah’ı bu isimle 114 defa anmaktadır. Örneğin:
“Şüphesiz Allah, bütün insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.” (Bakara 2:143)
“Kim bir yanlışından sonra tövbe eder ve hatasını düzeltirse, şüphesiz Allah ona merhamet eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.” (Maide 5:39)
Bu iki ismin de kökenini oluşturan merhamet sıfatı, Rabbimizin en büyük sıfatlarından biridir. Bir mümin, diğer bir mümini şu selamla karşılar: “Sana selam olsun ve Allah’ın rahmeti üzerinize olsun.”
Biz şöyle diyoruz:
“Kendine rahmeti takdir eden Allah’a hamd olsun.”
“Rahmeti gazabından üstün olan Allah’a hamd olsun.”
“Rahmeti her şeyi kuşatan Allah’a hamd olsun.”
Kur’an’da Allah’ın “merhamet” sıfatına sahip olduğu 160’tan fazla kez belirtilmiştir.
Tanrı’nın Merhametinin Örnekleri
Kur’an’ın Meryem suresiyle başlayan ve şu ayetle devam eden bölümünde Allah’ın rahmetinin nasıl ortaya çıktığını düşünmek ilginçtir:
“(Bu) Rabbinin kulu Zekeriya’ya olan merhametinin bir anlatımıdır.” (Meryem 19:2)
Burada, Allah’ın en seçkin kullarından biri olan Zekeriya’ya, yaşlılığında kendisine bir çocuk nasip etmesi için yaptığı duada gösterdiği merhametten bahsedilmektedir. Bu, Allah’ın merhametinin, O’na samimi bir bağlılık ve tevazu ile ibadet eden ve dua edenlere ne kadar yakın olduğunu bize göstermektedir.
Aynı bölümün ortasında, İbrahim’in öyküsüne dair bir anlatım buluyoruz. Bir noktada İbrahim babasına şöyle diyor:
“Ey babam! Şeytana kulluk etme. Şüphesiz şeytan, lütufkâr olana karşıdır.” (Meryem 19:44)
İbrahim’in sözleri, Allah’ı açıkça inkar etmenin ve O’na itaatsizlik etmenin ne kadar büyük bir cehalet gerektirdiğini bize gösteriyor. Rahman ve Rahim olan Allah, gerçekten de itaatimize layıktır. O’na şükretmeliyiz, lütfunu inkar etmemeliyiz. O’nu düşüncelerimizde yaşatmalı ve asla unutmamalıyız. O’nun iyiliğine ve lütfuna şükran ve bağlılıkla karşılık vermeliyiz.
İbrahim daha sonra şöyle der:
“Ey babam! Rahimden sana bir azap gelmesinden korkuyorum, böylece şeytanın yoldaşı olursun.” (Meryem 19:45)
Burada İbrahim, Allah’a isyan edenleri ve O’nun hidayetini ve yolunu reddedenleri bekleyen cezaya karşı uyarıda bulunuyor. Bunu “Rahman’dan bir ceza” olarak nitelendirerek, İbrahim, Allah’ı ve O’na olan imanı reddetmenin ne kadar alçakça ve iğrenç bir şey olduğunu, öyle ki, Allah’ın sonsuz merhametine rağmen, bu reddediş ve inkârlarıyla Allah’tan ceza görmeyi hak ettiklerini vurguluyor.
“Meryem” başlıklı bölüm şu ayetle sona eriyor:
“Şüphesiz ki, iman edip salih ameller işleyenlere, Rahman ve Rahim sevgi ihsan eder.” (Meryem 19:96)
Bu ayet bize büyük önem taşıyan bir anlam aktarıyor. Allah, iman edenleri ve iyi ameller işleyenleri sevgiyle mübarek kılar. O, onları sever ve onlar da Allah’ı severler. Sonra onların sevgisini yeryüzüne yayar, böylece insanlar birbirlerini severler. Bu bağlamda Peygamber Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Allah birini sevdiğinde Cebrail’i çağırır ve ‘Ben o kişiyi seviyorum’ der.”
“Cebrail de o kişiyi sever ve göklere şöyle seslenir: ‘Şüphesiz Allah bu kişiyi sever.’ Bundan sonra göktekiler de o kişiyi severler. Bundan sonra bu, yeryüzünde kabul olarak tezahür eder.” (Buhari, Müslim)
Bunlar, Allah’ın rahmetini tefekkür etmenin bir Müslümanın inancını ve ibadetini zenginleştirmesi gereken önemli anlamlardan bazılarıdır.
————–
Onislam.net sitesinden ufak tefek editoryal değişikliklerle alınmıştır.
Salman Al-Oadah, önde gelen Suudi alimlerden biridir. Islam Today (www.islamtoday.com) adlı internet sitesinin yöneticiliğini yapmaktadır.
