Neden Kemalizm İle Uğraşıyorum

Celal Yağmur

Home Forumlar Cumhuriyet Tarihi Neden Kemalizm İle Uğraşıyorum

0 yanıt dizini görüntüleniyor
  • Yazar
    Yazılar
    • #11002
      Celal YağmurCelal Yağmur
      Anahtar yönetici

      NEDEN KEMALİZMLE UĞRAŞIYORUM?

      Benim tarih alanında emeğimi niye yoğunlaştırdığımı bilmenizi isterim…Bir Alevi arkadaşın Ebussuud’un fetvalarıyla Alevilere yapılan zulümlerle ilgili bir kitabı vermesi ve bu kitabın içeriği yüzünden kitap okumalara başlayınca karşıma Dersim İsyanı çıkıverdi ve böylece tarih alanına girdim ve beni başlangıç olarak tarih okumalarına yönlendiren kitabın Kemal Tahir’in ‘Çöküntü’ adlı risalesidir…

      Ondan sonra derinlemesine tüm ideolojik konumda olanların kitaplarını satın alarak bir ev için devasa konumda kitaplar satın aldım…Daha sonra da Kadir Mısıroğlu’nun sohbetlerine katılmıştım…

      Falih Rıfkı Atay’dan tut neredeyse cumhuriyetin ilk yıllarındaki tüm yazar,siyasetçi ve komutanların kitaplarını analiz ettim..Türkçeye çevrilen Lord Kinross,Andrew Mango ve Harold Courtenay Armstrong’un kitaplarının yanında günümüz sağ ve sol tandaslı olan Taha Akyol,Murat Bardakçı,Mete Tunçay,Yalçın Küçük,Mustafa Yelkenli,Murat Bardakçı,Yılmaz Öztuna,Ahmet Kabaklı gibi aklınıza gelebilecek bu alandaki kitapları devirdim..Sonuç ne biliyor musunuz?Sükutu hayale uğramak..Nasıl mı? Cumhuriyet tarihini kemalist-sol ve Beyaz Türklerin tamamının dezenformasyona bağlı ve de güzelleştirmeyle birlikte bir zokayı halka ‘de facto’ olarak dayattıklarını gördüm..Buradan hareketle nelerin üzerine gittiğimi veya hangi saiklerin peşinde olduğumu size hatırlatayım ki belki sizler de kendi paradigmanıza bir alan açarsınız..Konu başlıklarına gelince..
      Mustafa Kemal’in neden siyoist bir yapının içinde olan ilkokula gitmişliği ve Şimon Svi’den eğitim alması..

      Mustafa Kemal’in Selanik’te dünya hayatını zevkü sefa üzerinde bina etmesi…
      2.Abdülhaid’e marjinal noktada düşman olması ve beraberinde Saltanat’a ve de Halifeliğe isyan etme kararlılığı…
      1913’deki Sofya Askeri Ateşeliğine atandığındaki Batılı gibi bir yaşamı sürdürmesi..

      1913’de Bolayır Savaşı’ndaki kasıtlı olarak yenilip Enver Paşa’nın itibarını zedeleme fikri..

      Çanakkale Savaşı’nda askerlere acımaması ve süngülerle askerlerin ölmesini öncelemesi ve Madam Corinne’ye yazdığı mektupların içeriği..

      Çanakkale Savaşı’nda Enver Paşa’nın Mustafa Kemal’e sert çıkış yapması ve istifasının perde arkası
      Nablus Savaşı’nda savaş başlamadan otomobil ile İngiliz Generali Allenby ile görüşmesi..

      Nablus Savaşı’nda 4 ve 8.Ordulara haber vermeden geri çeilmesi ve Mersinli Cemal Paşa ile sert tartışmasının perde arkası..
      Bu savaşın içinde Eylül 1918’de Lawrens’in Mustafa Kemal’e”Irak ve Suriye Arap toprağıdır..Siz Anadolu’ya odaklanın” demesi…

      Daha sona Ekim 1918’de Allenby’nin istihbarat subayı olan Alexsander Aaronsohn ile görüşmesi ve Enver Paşa hakkındaki konuşmaları..

      Tabii bu arada İngiliz Generali olan Mac Andrew’e esir olması ve iyi muamele görmesi..

      Bu savaştaki tutumundan dolayı Enver Paşa’nın Mustafa Kemal’i neden kurşuna dizme iradesini gösterdiği tavrı…
      Mustafa Kemal’in Halep ve Adana’dan çektiği telgraflarla mutlaka ama mutlaka İngilizlerle barış yapılması ve kabineyi kendisinin verdiği isimlerle kuruması ve bunlardan biri olan Rauf Orbay’ın tufaya getirilerek imzalanan Mondros Anlatması ve beraberinde işgalin gelmesi..

      Mustafa Kemal 13 Kasım 1918’de İstanbula geldiğinde aynı günde İşgal Kuvvetleri’ninde İstanbul’u işgal etmeleri
      Mustafa Kemal’in ekonomik durumu iyi olmamasına rağmen son derece pahalı olan Pere Palas’a yerleşmesi
      Pere Pala’a yeleşince İngilizlerden Anadolu’da Vali olma ve İngilizlerin kontrolünde bir ordu kurma teklifini yapması..

      Nablus’tak İngiliz Generali Alenby ile Pere Palas’ta görüşmeler ve kendisine 6.Ordu Komutanlığını teklif etmesi.
      Kasım 1918’lerde gerek Minber ve gerekse Vakit’teki yazılarında İngilizlere maksimum konumda dost olarak görmesinin nedenleri..

      Pere Palas’da Rahip Frew ile ve dışarıda Kont Sforça ile ilginç görüşmeler ve onların Mustafa Kemal’e Anadolu’da yeni bir oluşum için ellerini çabuk tutma önerilerini neden yaptıklarını….

      Bunun yanında;
      5 Ocak 1918’de Lloyd George’un”Biz Türklerin çoğunlukla yaşadığı Trakya’nın ve Anadolu’nun verimli topraklarından mahrum etmek için savaşmıyoruz”.demesi..
      Bunun bir benzerini 3 Ocak 1918’de Wilson prensipleri maddeleri ve 4 Ocak 1918’de Lord Curzon’un söylemesi…

      24 Nisan 1919’da İngiltere Anadolu’da Halifelik ve Saltanat’ı terkeden cumhuriyet rejimli ve de başkenti Ankara veya Bursa’nın olacağı yeni bir Türk Devleti’nin kurulma kararı alması..

      15 Mayıs 1919’da İngilizlerin Yunanistan’a İzmir Selçuk ve Balıkesir Ayvalık olan Milne Hattı’nda işgalcı olmasını ve
      Bir gün sonra vize verdiği Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ve onu İngiliz Binbaşı Salter’in karşılaması..

      İngilizler Anadolu’daki güçlerle İstanbul Hükümetini ve daha sonra Padişah Vahdeddin ile kapışmasını sağlamak için provokasyonlara başvurması..
      İngilizler İstanbul’daki güçleri sıkboğaz ederken Mustafa Kemal’in önünü açtığının perde arkası..

      25 Eylül 1919’da İngiliz Generali Sally Flood’ın”Bundan sonra Kuvayi Milliye ile hiçbir zaman savaşmayacaklarını” ve Anadolu’daki güçlerini İstanbul’a taşıması..

      Sivas Kongresi’nin toplanmasında sorun oluşturan Fransız subayının bir anda fikir değiştirerek onay vermesi ve
      Hem İstanbul Hükümeti hem Sivas Valisi hem de Urfa Valisi’nin İngilizler baskı yapar korkusunu Mustafa Kemal’e iletirken Mustafa Kemal’in bunlara “İngilizler ve diğerleri Anadolu’da güçlere saygılı olduklarını ve bize karışmayacaklarının teminatını verdiği telgraflarla bildirmesi…

      Mustafa Kemal’in isyanını durdurmak isteyen Damat Ferit’in büyük bir ordu kurmasına karşı çıkıp uyduruk bir Halife Ordusu kurulmasına ve başındaki kişinin Mustafa Kemal’in arkadaşı olan Suphi Paşa olup Fuat Paşa’ya teslim olması sonrasında Mustafa Kemal’e “Size yenilmek için ordunun başına geçtim” demesinin perde arkası…
      Vahdeddin 2 defa Anadolu’ya geçmek isterken İngilizlerin”Anadolu’ya geçtiğiniz anda İstanbul ebediyen Yunanlılara geçer” tehdidinin yapılması..

      İngilizler 18 Mart 1920’de Meclis-i Mebusan’ı basıp Ankara’da açılacak Meclis için”Biz Türklerin iç işlerine karışmayız” demeleri..

      Vahdeddin’in 2 tümenlik ordu kurmasına izin vermeyip Anadolu’daki kara gücüne en ufak baskı yapmayıp iç savaş çıkarmaya onay veremeyiz demeleri..

      Üst üste alınan yenilgiler sonasında Meclis’teki milletvekilleri “bu iş Mustafa Kemal ile gitmiyor..2.Abdülmecid’i Ankara’ya gelip başımıza geçmelidir”demeleri sonucu Musafa Kemal Yümni Üresin ile bu minvalde bir mektup gönderir ama İngilizler Dolmabahçe’yi kuşatır ve onun Ankara’ya gitmesi engellenir..

      Şehzaze Ömer Faruk Anaolu’ya geçip savamak için binbir güçlüklü İnebolu’ya geçer ama Mustafa Kemal”Şimdilik hanedandan birisinin gelmesinin iyi karşılanmayacağını” söylemesi…

      14 Nisan 1921’de İngilizlerin Yunanistan’a olan desteğini Yunanlıların en güçlü olduğu zamanda devre dışı bırakması..
      13 Haziran 1921’de tersine İngilizler İnebolu’da Sakarya Savaşı’nda kullanacak silahları vermesi..
      Sakarya Savaşı’nda geri çekilen Yunanlılara indirici darbenin vurulmaması ve bir sene beklenilmesi…

      Büyük Taarruz öncesinde Yunanlıların tüm önemli komutanların devre dışı bırakılması..

      Yunan Başbakanı Anadolu’daki tahkimatın olmamasından büyük sıkıntı görüp bunun telafisi için İngiltere ve Fransa’yagidip para ve silah ister ama eli boş dönerken”o zaman Anadolu’an çekiliyoruz” demesine de onay vermeyen Lord Curzon’un neyin peşinde olduğu..

      Yunan Generali Büyük Taarruzu İzmir’deki bir gemiden yönetmesi ve savaş ortasında komutanlığı devrettiği Trikopis’in esir olmadan önce haberinin olmaması..
      19 Temmuz 1922’de Hacianestis’in”bize yardımı kestiniz ama M.Kemal’e yardım ediyorsunuz.Yetmedi askeri planlarımızı ona veriyorsunuz.Sizin amacınız Anadolu’da yeni bir devlet kurmak mıdır?”diyerek Charles Harington’a mektup yazması..
      13 Eylül 1922’de Mustafa Kemal İzmir’de iken hem Amerikalı gazeteci Richard Eaton’a demeç vererek hem de Charles Harington’a mektup göndererek “Ben İngiltere ile savaşmadım.Sadece Yunanlılarla savaştım” diye söylemesi…

      1 Kasım 1922’de Saltanat’ın kaldırılası sonucu Vahdeddin’in kovulması ve 17 gün dayandığını gören Mustafa Kemal onun halk tarafıdan linç edilmesini istemesi..Aynı şeyi Sakallı Nurettin Paşa”Eski İçişleri Bakanı Ali Kemal’i nasıl linç ettirdiysem Vahdeddin’i de aynı şekilde linç ettireceğim”demesi..

      13 Kasım 1922’de Lozan görüşmeleri başlaması haberini Ankara hükümetine vermelerine rağmen Türk delegasyonu Lozan’a gittiğinde görüşmelerin 20 Kasım 1922’de başlanacağını söylemeleri..Sanırım Padişah’ın yurtdışına kovulmasını bekliyorlardı..

      17 Kasım 1922’di İsmet Paşa Paris’teki Standart Muslim gazetesine”Halife sadece Türklerin tekelinde değildir.O makam tüm islam alemini ilgilendirir.Ona bir zarar gelmemesi için kanımızın son damlasına kadar savaşırız” derken
      Lozan sonrası aynı İnönü 16-19 Ağustos 1923’de yanında Mustafa Kemal ve Latife Hanım varken ziyaret ettiği Kazım Karabekir’e”İngilizler kendilerine karşı savaşan Macarlara ve Bulgarlara bağımsızlık verdiler..Bz müslüman kaldığımız müddetçe bize bağımsızlık vermeyeceklerdir.Güç elimizde iken devrimleri yapabilmek için ülkedeki TÜM HOCALARIN KELLELERİNİ ALMALIYIZ” demişti..

      Lozan 4 Şubat 1923’de kesintiye uğrar ve İnönü’den önce İzmir’e gelen İnönü’nün danışmanı Hayim Nahum İnönü’den önce İzmir’e gelip Mustafa Kemal ile görüşmesi ve İzmir İktisat Kongresi’nin açılışını yapıp kogreyi terkedip Ankara’ya dönmesi..
      Mustafa Kemal 7 Şubat 1923’de İzmir İktisat Kongresi’ne gitmek için uğradığı Zağanos Camii’nde tam bir halfe gibi konuşma yaparken Hayim Nahum ile görüştükten sonra tam tersine Halife aleyhinde konuşmalar yapmaya başlaması..

      18 Temmuz 1923’de .Meclis kapandıktan sonra Ankara İstasyon Binası’nda başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı ve anayasa maddeleri konuşulurken bir anda Anayasa’da mevcut olan devletin dini islamı kaldırılıp yerine hıristiyanlığın konulmasının düşünülmesi…

      Loza’daki son görşmelerde Rıza Nur Lord Curzon’a “Bizi rahat bırakıranız isam hukukunu terkedip laik hukuka geçeceğimizin garantisini size veriyoruz” demiş..

      9 Eylül 1922’e savaş bitmesine ramen İşgal Kuvvetleri Lozan Antlaşması imzalandıktan 3 ay sonra İstanbul’u terkettiler..
      24 Temmuz 1923’de Lozan imzalanıyor,bir ay sonra Türk Devleti tanıyor ve arkasından Yunanistan tanıyor ama İngiltere Halifelik kaldırıldıktan sonra Meclislerinde konuşmaya başlarlar ve 22 Temmuz 1924’de Kral 5.George bu antlaşmayı kabul eder.
      Lozan’da hadi Musul ve Kerkük’ü alamazdık ama Boğazlardan ticari gemiler için neden serbesttiyet verilmişti.Edirne bile 20 Ağustos 1938’de tam olarak elimize geçiyordu..Keza Gielibolu yarımadası da öyle…

      Arka arkaya devrimler olurkn en önemlisi ise 1933 ila 1948 arasında tüm ülkede DİN DERSİ YASAKLANMIŞTI..
      Son olarak da Hamdullah Suphi Tanrıöver’in 1930 yılında Ankara Türk Ocağı Binsı açılışında “Yunanlılara yenilseydik islam medeniyeti devam ederdi ama Batı medeniyeti yenilirdi..Yuanı yenerken hem islam medeniyeti kaybett hem de Batı medeniyti kazandı” demesi..
      İşe bütün bu konular için Türkiye’deki kandırılmış vatandaşların doğru tarihi öğrenmeleri için çaba sarfetmekteyim.

      Kaynak: Sabri Çolak

      • Bu konu 4 ay 2 hafta önce önce Celal YağmurCelal Yağmur tarafından değiştirildi.
0 yanıt dizini görüntüleniyor
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.