Gerçek Cumhuriyet Tarihi

Celal Yağmur

Home Forumlar Cumhuriyet Tarihi Gerçek Cumhuriyet Tarihi

  • Bu konu boş.
0 yanıt dizini görüntüleniyor
  • Yazar
    Yazılar
    • #8719
      Celal YağmurCelal Yağmur
      Anahtar yönetici

      1908’den itibaren Osmanlı dönemi bitmiştir denilebilir. 1908 de sözde devleti yönetmeye talip İttihatçılar, Yıldız Sarayını yağmaladılar. 1908’den 1918’e kadar iktidarda, askeri ve idari bürokratlar vardı. Bunların çoğu da masondu. Alelacele Devleti savaşa soktular. Bu savaşta komutanların ihaneti de belirgin.
      Sonuçta Filistin hezimeti ve ihaneti sonrası teslim bayrağı çekildi. On yılda koskoca İmparatorluğu param parça ettiler. Bunlar, ittihatçıların 1’nci kadrosu idi. Atatürk’ün en yakın arkadaşı; ittihatçı Rauf ORBAY, 30 Ekim 1918’de barış antlaşmasını imzaladı. Garibim Sultan Vahideddin; İttihatçıların kuklası durumundaki Sultan Mehmet Reşat’ın vefatı nedeniyle savaşın bitimine üç ay kala başa geçti. Ne yapabilirdi! Rauf Orbay’ı görüşmeye bile kabul etmedi.
      Anlaşmanın mimarı Rauf Orbay Başvekillik de yapacaktı. Mondros Ateşkes antlaşmasının 7’nci Maddesi gereği İtilaf devletleri Anadoluyu işgal ettiler. İstanbulda İngilizler, İtalyanlar ve Fransızlar vardı.
      İngilizler; Samsun, Merzifon Bolu ve Ankara’ya; İtalyanlar Konya ve Antalyaya; Fransızlar; Gaziantep, Maraş ve Ankara’ya da asker çıkardılar.

      Ne İngilizler İstanbul’da ne İtalyanlar Antalya’da ne de Fransızlar Antep ve Maraş’da kalacak değillerdi.
      Amaçları belliydi. Devlet-i Aliye topraklarında bulunan petrol bölgelerinin paylaşımı idi. Irak ve Hicaz bölgesine İngilizler göz koyuyordu. Suriye bölgesini Fransızlar, Trablusgarbı da İtalya alıyordu. Anadoluyu işgal etmeleri; Anadoludaki Türklerin; sonradan toparlanıp bu bölgeleri almaya kalkmaması için bir önlemdi.
      Nitekim; ne İngilizler Hicaz ve Irak bölgesinde ne de Fransızlar Suriye bölgesinde kaldılar. Sistemi kurup terk ettiler. Atatürk’ün diğer bütün arkadaşlarında olduğu gibi Rauf Orbay da Başvekillik yapmasına rağmen dışlanacaktı. Kazım Karabekir gibi. Lozana gönderdiği Rıza Nur gibi. İttihatçıların 1. Kadrosu istifa ediyor ülkeyi terk ediyordu. (Daha sonra İngilizlerce kiralanmış Ermeniler tarafından katlediliyordu)
      Filistin cephesindeki 7’nci Ordunun ani çekilişi ile 4 ve 8. Ordularının kuşatılması sonucu oluşan Filistin cephesinde hezimet yaşandı. Atatürk, Adana’nın Bahçekapı ilçesinden çektiği telgrafla Sultan Vahideddin’den İzzettin Paşa hükümetinin kurulmasını kendisinin de Harbiye Nazırı olmasını istiyordu.

      Garibim SultanVahideddin’in, Atatürkten başka tanıdığı komutan da yoktu. Kendisine ilişkin istek hariç diğer istekleri olduğu gibi kabul ediyordu. O anda oradaki askerlerin durumu bilinmediği için harbiye nazırı yapılmıyordu. Filistin hezimetinden sonra Atatürk, İstanbula geliyor. Pera palasta kalıyordu. Burda kaldığı 30 Ekim 1918 den 19 Mayıs 1919’a kadarki dönemin bir kısmında bir Avrupa gezisi yapıyordu! Osmanlı askeri Atatürk bu arada bir de gazete çıkarıyordu. Kaldığı Pera palas otelde, İngiliz İstihbaratçıları da kalıyor. Rahip Füro ile de muhtelif görüşmeler yapıyor. Nutuk da görüştüğünü belirtiyor. Anadoluda protesto hareketleri yapılıyordu. Garibim Vahdeddin bu lokal hareketleri organize etmek ve tek elden yöneterek yapılacak anlaşmada bir koz olarak kullanmak amacındaydı. Bu arada ülkedeki azınlıklara karşı da hareketler vardı. Bunun da önlenmesi gerekiyordu. Sultan Vahideddin şehzadeliğinde Avrupa’ya yapılan gezide yavarliğini yapan, İngilizlerin de telkiniyle Atatürkü göndermeye karar vermişti. İstanbul’dan iki otomobil, en az 30 arkadaşı, 3 aylık peşin maaşlarını alarak İngilizlerin vizesi ile Bandırma vapuru ile Samsun’a çıkıyordu. Garibim Sultan Vahideddin padişah yetkisi verdiği Atatürk ile İngilizlere bir oyun oynamak isterken İngilizler; onunla hem Sultan Vahideddine hem de Yunanlılara oyun oynuyorlardı. Senaryo sahnedeydi. Vize veriyorlar. Samsun’da Merzifon’da askerleri var. Tutuklamıyorlardı. Lakin padişahı tazyike başlıyorlardı. Amaç kahraman yaratmaktı.

      Merzifonda 19 gün kalıyor Ruslarla görüşme yaparak pazarlıklar başlıyordu. Batum vb için.
      Sivas Kongresinde ABD’ye manda olma tartışılıyor. ABD manda kabul etmediğini deklare edince bu gündemden düşüyordu. Padişah yetkisi kullanılmaya ve padişaha bağlılık konuşma ve telgrafları devam ediyordu.(Nutuk)
      Ankara ve Bolu’da da İngiliz askerleri vardı. Atatürk’ün ricası üzerine İngilizler askerlerini çekiyordu. Bilinçli olarak İngilizlere Meclisi Mebusan dağıttırılarak Ankarada toplanması sağlanıyordu. Artık hedef gerçekleşmişti. Bundan sonra Vahideddin’e cephe alınmıştı.

      Parelel bir hükümet kurulmuştu. İstanbul hükümeti bakanı Ali Kemal, İzmirde parçalattırılmıştı. Padişahın da aynı akıbete uğrayacağı şayiası yayılıyordu. Saltanat da kaldırılmıştı. Ankarada sürekli padişah aleyhine yazılar yazdırılıyordu. Temsilci gönderilerek ülkeyi terk etmesi istenmişti. İstanbul’dan mecburi olarak İngilizlerin gemisiyle ülke terk edilecekti. İngilizler, parasına da el koymuş Osmanlı topraklarından hiç birine de gitmesine izin vermediler. Her halükarda Osmanlı ailesi tehlikeliydi. 1920′ de ittihatçıların 2. kadrosu 1. kadronun artıklarıyla beraber Cumhuriyeti kurdular. Senaryo gereği İzmirxe çıkartılan Yunanlılar henüz Anadoluda iken Padişah İstanbul’da; Yunanlılar da Eskişehirde iken 20 Ekim 1921’de Fransızlarla Ankara antlaşması yapılıyor. Suriye bölgesi Fransızlar’a bıraklılıyordu. Şimdi bu durumda Araplar mı Türklere; Ankara korsan hükümeti mi Suriye bölgesini Fransızlara vererek Araplara ihanet etmiş oluyordu.

      Gerçekte ihanete uğrayan varsa Araplardı. Atatürk Osmanlı padişahlarının hiçbirinde olmayan bir yetki ile 1920’den 1938’e kadar tek adam olarak yönetti. Yani tek adam diktatörlüğü uygulandı.
      Saltanat kaldırılmış ama Halifelik duruyordu. Atatürk de İnönü de Hilafet lehinde konuşuyorlardı.
      Lozan’da Lord Curzon, Hilafet ilga edilmezse görüşmelerin kesileceğini belirtti.
      Danışman Yahudi Haim Naum ve İnönü Türkiye’ye geldiler. Gazi Paşa İzmire giderken hep Hilafet lehine konuşmalar yapıyordu(Gazi İzmir yollarında) İnönü ve Haim ile görüştükten sonra artık Hilafet aleyhine konuşmaya başladı.Verilen söz üzerine sonrasında gereği görüşmeler başladı.
      Hani Lozanın gizli maddeleri varmış, diyerek dalga geçiyorlar ya! Lozanın belki gizli maddeleri yok ama verilmiş gizli sözler var!

      Yunanlılar ülkeyi 9 Eylül 1922′ de terk etmesine rağmen Lozan antlaşmasının kız gibi Meclis’de onaylanmasından sonra kısmi olarak 6 Ekim 1923’de İstanbul’u terk ediyor boğazlarda ise kalmaya devam ediyorlardı…
      Çin’e uyuşturucu satabilmek için savaş açıp manda yapan; 200 yıl zorla uyuşturucu satan, kendi kumaşını satabilmek için binlerce Hintli ustanın parmaklarını kesen İngilizler; İstanbul’a tatile gelmemişlerdi.
      İçerdeki işbirlikçi ittihatçılarla Osmanlı Devletini tasfiye edip biz dahil, 40’ın üzerinde sömürge devletler oluşturup sömürge valilerini atayıp ancak 1936’da ayrılılıyordı.

      Bir ülke bir ülkeyi işgal edince ne yapar:
      1- O ülke kaynaklarını kendi ülkesine aktarır,
      2- O ülke insanlarının zihinlerini işgal ederek kendi kültürünü dikte eder.
      Maalesef bizde her ikisi de gerçekleşmiştir. Ülke algısı o dönemde Edirne-Kars arası değildi.
      Suriye, Şam, Hicaz, Filistin de vatan topraklarıydı. Sahi, Irakı, Suriyeyi kim kurtarmıştı.
      Atadıkları ilk sömürge valisi heykelleriyle beraber yıkıldı. İnşallah tekrar oyuna gelinmez.
      Arap ülke sömürge valilerini bir korkudur aldı…

      Kaynak: Ahmet Kutlu

0 yanıt dizini görüntüleniyor
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.