Image default
Celal yağmurCelal Yağmurİlahi BirlikMakalelerYeni Müslümanlar

Diyanetin Diğer yüzü

Diyanet Mustafa Kemal Atatürk‘ün emriyle 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur. Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş döneminin temel meselelerinden birisi de din ve devlet ilişkisinin yeniden tanımlanmasıydı. Bu tanımlamanın yeni rejimdeki kurumsal karşılığı, 3 Mart 1924 tarihinde ihdas edilen Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. wikipedi‘deki bilgilere göre, Diyanet İşleri Başkanlığı ya da kısa adıyla Diyanet, 3 Mart 1924 tarihinde Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti’nin yerine kurulan, İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurumdur.

Buraya kadar diyanetin kısa künyesinden bahsettik. Bundan sonra ise diyanetin asıl kuruluş amacını anlatmaya gayret edeceğiz. Diyanet normal şartlarda Şeyhul İslam makamının resmi bir dairesi olacak iken, Osmanlının yıkılması ve hilafetin kaldırılmasıyla yerini laik rejmin din fetvası ile koruması görevini yüklenmiştir.

Kuruluşunun asıl amacı ise, halkı Müslüman olan topluma laik demokrasi rejmini din adına verilecek fetvalar ile desteklemesidir. Görünüşte Müslümanlara faideli bir kurummuş gibi görülen diyanet, aslında Müslümanları Hıristiyanlaştırma projesidir? Sizce CHP gibi Osmanlı ve Din düşmanı olan bir siyasi partinin müslümanlara faidesi olacak bir kurumu resmi devlet dairesinde söz sahibi yaparlarmıydı? Evet bu işte bir bit kemiği olmalıydı? Kurulması ve maddi olarak desteklenmesi Yahudiler tarafından gerçekleştirilen CHP gibi bir parti asla İslamiyetin işine yarayacak bir kurumu devlet eli ile kurdutmaz!

Çünkü yeryüzünde İslamın ve Müslümanların en azılı düşmanları Yahudilerdir. Malumunuzdur ki, Mustafa Kemalin babası olan Ali Rıza efendi bir Selanik yahudisidir? Şimdi, tüm bu taşları bir araya getirdiğimizde sizcede CHP gibi kökü ve aslı Yahudi olan bir siyasi partinin Müslümanlara faidesi olacak bir kurumu devlet eli kurması ve desteklemesi biraz mantık dışı değilmidir?

Şimdi gelelim günümüzde ki diyanete? Geçmişten günümüze baktığımızda, diyanette değişen hiç bir şey olmamıştır. Aksine laik rejmi daha çok sahipleyici fetvalar vermeye devam etmektedir. Siz hiç diyanetten laik rejmi ve devleti hedef alarak; ”Ey laik rejim, ey bu laik rejme öncülük eden devlet! Allah içkiyi, kumarı, faizi, zinayı ve zulmü yasaklamışken siz devlet olarak bu haramları yasalar ile Müslüman halkın önüne serip reklamını yapıp aynı halktan birde bu pisliklerin vergisini alıyorsunuz, siz ne kötü bir iş yapıyorsunuz” diyerek bir fetva verdiğini duydunuzmu?

Duyamazsınız, çünkü diyanet zaten bu haramları ve laik rejmi koruma için kurulmuştu? Çünkü diyanetin içtiği suların vanası bu laik rejmin ellerindedir? Diyanet aksi bir fetva verdiğinde, hemen vanasını kapatırlar? Diyanet normalde halka değil, devlete ve devlet büyüklerine fetva vermelidir. Hatırlayınız, Osmanlıda Şeyhul İslam görevini üstlenen alimler önce Padişaha nasihat ederlerdi, sonra da halka. Hatta Padişah bir kanun emretmeden önce Şeyhul İslama danışıp, İslamiyete uygunmu değilmi diye fetva alıp ona göre o kanunu emrederlerdi.

İşte diyanette böyle olmalıydı aslında. Lakin diyanetin asıl kuruluş amacını yukarıda zikretmiştik. Dolayısı ile böyle olmasını bekleyemeyiz? Diyanet, Müslüman halkı uyutma projesidir. Verdikleri bütün fetvalar laik rejmi ayakta tutma fetvalarıdır. Eski Romada ki baş piskoposlar ne iş yapıyorduysa, günümüz diyanet işleri bakanıda aynı işi yapmaktadır? Biri Sezarın tahtını yüceltirken bir diğeri de laik rejmin tahtını korumaktadır! Diyanetin belkide insanlara ve Müslümanlara en faideli ve tek faydası cenazeleri yıkayıp toprağa gömmesidir? Halbu ki bu işi diyanet olmasaydı bile halk kendi aralarında yapabilirlerdi.

İsa, Musa, İbrahim ve Nuh zamanında diyanetmi vardı? Toparlayacak olursak, diyanetin Müslümanlara zerre kadar faidesi yoktur, hatta zararı vardır? Çünkü diyanet Müslümanları hem Tevhid inancından uzaklaştırıyor hemde halkı uyutarak haramlara teşvik ediyor. Diyanet, Allah’ın haram dediğine haram, helal dediğine de helal diyemeyecek kadar hem korkak hemde organize edilmiş bir kurumdur.

Kaynak: Celal Yağmur / www.islamvetarih.com

 

İlgili yayınlar

Maria’nın Gerçek Aşkını Bulması

Celal Yağmur

Türklerin Gerçek Atası Kimdir

Celal Yağmur

Dağlar sabit mi yoksa yürüyor mu

Celal Yağmur

Kerbela Olayı Nasıl Gelişti

Celal Yağmur

Kabir Hayatı Nasıl Olacak

Celal Yağmur

Hz.Adem’den Hz.Muhammed’e Kadar Peygamberler Kronolojisi

Celal Yağmur