İslam ve Tarih
www.islamvetarih.com

         🇹🇷  LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMED RASULULLAH  🇹🇷

Allah İle Nasıl Dost Olunur.?

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Admin

  • Allah var gam yok.!
  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
    • İleti: 3125
    • Karma: +0/-0
    • Cinsiyet:Bay
  • Allah Var Gam Yok.!
    • Profili Görüntüle
    • www.islamvetarih.com



ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ MANEVİYAT-ALLAH İLE NASIL DOST OLUNUR.?

YAZAR: Celal Yağmur

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.! O'ki kullarına merhamet edip,onların kalplerine tevhid inancını yerleştirendir.! Yine O'ki kafirleri azap ile,mü'minleri ise rahmeti ile müjdeleyendir.Salat ve selam insanların en şereflisi olan,Hz.Muhammed (Sav)'in üzerine olsun.Yine selam,geçmişteki tüm Peygamberlerin üzerine olsun...

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
"Göklerde ve yerde olan ne varsa,canlılar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar"(Nahl 49)
"Yeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki,sizin gibi ümmetler olmasın.Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık,sonra onlar Rablerine toplanacaklardır"(En'Ak 38)

"Ben bir günahkar kul idim,sonumun ne olacağını bilmez idim.! Kibirle yürür,günahla oturur,gafletle uyur idim.! Rahmetini gönlüme bahşetmeseydin eğer.Cayır cayır ateşinde yanacak bir kul idim.!

Allah Teala ile olan kişisel ilişkilerimiz nasıldır,yani yanlız kaldığımızda içten içe O'nunla konuşabiliyormuyuz.? Bazen O'na hamd,bazende şikayette buluna biliyormuyuz hallerimizden dolayı.? Eğer bir müslümanda bu haller zuhur etmeye başlamış ise bu iyi bir haberdir...Çünkü Allah sevdiği kulunu kendisine yaklaştırmaktadır.Onun kalbine ve aklına Kendisini anma hissi yerleştirmiştir...Yok eğer bu haller,bir müslümanda zuhur etmiyorsa,kişinin Allah'ın rızasını istediğini sanması,vede Allah'ın onu sevdiğini iddia etmesi boştur,çünkü kendini kandırmaktır bu hal.! Hz.Musa bir gün bir yerden geçerken,bir adamın kayanın üstünde oturup gökyüzüne baktığını görmüş.Adama ne kadar seslenmiş ise de adam ona cevap vermemiştir.Sonra Allah Teala Musaya Ey musa o seni duyacak halde değildir diye seslenmiş.Hz.Musa bunun sebebini sorunca.? Allah,Ey Musa sen bilmezmisinki bir kulumun kalbine benim sevgimi yerleştirdikten sonra,o kimse bir başka işle meşgul olamayacağını demiş...

İşte bu kıssa ve daha bir çok kıssalar Allah ile kulu arasındaki sağlam ilişkilerden bahsetmektedir.Allah dilediği kulunun kalbine kendi sevgisini yerleştirmektedir.Bunuda yaparken,o kulun ilmi ile amel etmesinin ve Allah'ın rızasını gerçekten istemesine vesile kılmıştır...Bu böyledir,kim ilmi ile amel edip,dünyaya sırt çevirip ahireti ve Allah'ı arzu ederse,Allah o kula hem bilmediklerini öğretir,hemde sevgisine mahsar eder.Dünyaya sırt çevirip derken,ruhbanlaşmayıda kasdetmiyoruz.? Zaten ne demek istediğimizi,feraset ve ihlas sahibi kardeşlerim anlamıştır..

O halde,daha fazla tefekkür ederek,
Allah'a yaklaşmaya sebepler aramalıyız.Çünkü Allah Kendisine yaklaşmamız için,bizlerin sebeplere yapışmamızı buyuruyor Kur'an ı Kerimde...Yeryüzündeki bir hayvan dahi Allah'ı bilmişken,bizler nasıl olurda O'ndan gafil oluruz.? Bu soruyu kendine soran insan,başını gökyüzüne kaldırıp,sonra tekrar yeryüzüne çevirip,bunlar boşa yaratılmış olamaz deyip,tefekküre dalıp Allah'a teslim olmalıdır.İşte asıl kurtuluşa erecek olanlar bunlardır...Yeri gelmişken şunuda bildirelim; Gerçek anlamda takva ve ilim sahibi olmak istiyorsanız,bunun en önemli başlangıcı,azda bilseniz,çokta bilseniz bildiklerinizle amel etmek olmalıdır...Şuna emin olunuzki,siz bildiklerinizle amel ettiğiniz vakit,Allah'da sizlere bilmediklerinizi öğretecektir.Hiç okumasanız bile Allah sizin kalplerinize o ilmin bilgilerini yerleştirecektir...

Tabi bu dediklerimiz,bunu uygulayan ve kalben inanan insanlar için geçerlidir.Çünkü Allah Kur'anda "Size bilmediklerinizi öğrettim" "Deki,Rabbim ilmimi arttır"...Ayetleri bu bahsimizin delilidir.Hz.Musa ve Hızır kıssasıda buna bir delildir.Bu mevzu ile alakalı bir çok islam büyüklerimizinde yazıları vardır...

Diğer tarafdan,Allah'a kulluk vazifesini yerine getiren,yani namaz kılan oruç tutan zekat veren vs,insanlarda,Allah'a olan vefa borçlarını ödedikleri için bağışlanacaklardır inşallah.Tabi Allah'ın bildiği bizlerin bilemediği kötü bir hasletleri yok ise.! Bunun dışında bu müslümanların halide çok üstün bir haldir,diğer gafletteki insanlara nazaran.Tüm bunlara rağmen,yani namazını kılan,orucunu tutan bir müslümanın iç dünyası yukarıdaki bahsettiğim Allah ile içten içe konuşma gibi bir halleri yoksa,bunlar Allah'a yaklaşma sınırına ulaşamamış müslümanlardır diyebiliriz.! Böyle söylememizin sebebi ise; Müslümanın kıldığı namaz ve tuttuğu oruçları bir kulluk vazifesi ve bir kişisel borç olduğundan dolayıdır.Bu kurallar bir emir olmasa idi,hiç bir müslüman namaz kılmaz oruç tutmaz idi,pek azı hariç.!

Eğer kişi Allah'a yaklaşmak istiyorsa,bunu sadece farz olan ibadetlerle yapamaz.! Allah'a nafile ibadetlerle yaklaşabiliriz.O'nu tesbih ederek,anarak,O'ndan korkarak,ümit bağlayarak,O'nu aklımızdan hiç çıkarmayarak,kalbimiz O'ndan başka her şeyden temizlenmesiyle ve O'na yaklaşmak için sebeplere sarılmayla yaklaşabiliriz...Tamda burda,her kişi kendi kalbine bir baksın.Acaba günde kaç defa Allah aklına ve kalbine geliyor namaz haricinde.? Biz bu durumu ne zamanki ibadetler haricinde kalbimize getirebiliyorsak işte o zaman Allah'a yaklaşmış olacağız...

Unutmayınız,yaptığımız ibadetleri bir emirdir bir hükümdür diye yapmaktayız.! Şimdi herkes samimi olsun burda; Eğerki Oruç veya Namaz hüküm olmasaydı,yani dileyen yapar,dileyen yapmaz gibi bir şey olsaydı farz veya sünnet olmasaydı hangimiz namaz kılar oruç tutardık.? İşte bu sebeptendirki,biz bunları mecburiyetten eda ediyoruz.! O halde,bu yaptıklarımızla sakın ola kendimizi yeterli görüp kibre ve gurura kapılmayalım.! Bunların dışında,Allah'a yaklaşmanın ve rızasına ermenin yolu,nafile ibadetlerden ve kalp güzelliğimizden geçmektedir.Çünki nafile ibadetlerden ötürü bir sorumluluğumuz yoktur.! Dileyen yapar,dileyen yapmaz.! Ama farzları yapmak zorundayız.! Bu durumda bizlere gösteriyorki,Allah'a yaklaşmanın en büyük alemeti nafile ibadetler ve kalp güzelliğidir.Bunların tamamı yine nefsin vereceği tepkilerle alakalıdır.Kalp güzelliği ve nafile ibadetler nefse ağır gelebilir.! Düşününki bir akrabanız size kötülük yapmış,siz ise ona iyilik yapacaksınız,bunu hangi nefis kaldırabilirki.? Bu o insandırki,Allah'ın rızasına ulaşmış ve O'na dost olmuş bir mü'mindir...

Birde,Allah ile kulu arasındaki manevi ilişkilerden bahsedelim.Her müslümanın gönlünde Allah ile aralarında manevi bir bağ bir ilişkisi vardır.Kimi bunu açığa çıkararak,yüksek derecelere ulaşırken,kimide bunun farkında bile olmadan alt derecelerde hayatına devam etmektedir.Yani bu kişi sadece farz ibadetlerini eda edip işine gücüne ve kazancına bakmaktadır.Normalde dininin kendisinden istediği işi yapıyor,bunu küçümsemiyoruz bizler,bunu yapabilmek bile fevkalade büyük bir iştir günümüzde.Biz burda,bir müslümanın Allah katındaki derece basamaklarından bahsetmek istiyoruz.Biz müslümanlar gerek dünyevi işlerimizde,gereksede islami işlerimizde neden başarılı olamadığımızı hiç düşündükmü.? Öyle ise biraz düşünelim,ve şu soruyu hemen kendimize soralım.? ("Hakikaten,niçin başarılı olamıyorum.?") Bu soruyu sorduktan sonra hemen cevabını arayalım hep birlikte.?

Ve aradığımız cevabı yine maneviyatımızdaki yani iç dünyamızdaki ehvallerimizde buluyoruz.? Şimdi,kendinizi yeni atanmış bir öğretmen yerine koyup empati kurun.İki adet öğrenciniz arasında bir tercih yapıp,onlardan birine diploma verip,o öğrencinin öğretmen olmasını sağlayacaksınız.İki öğrencininde kafaları zehir gibi ve çok çalışkanlar.Kalem üzerinde her ikiside öğretmenliği hak ediyorlar.Fakat bu iki öğrenciyide bir birlerinden ayıran bazı özellikleri vardır.? Biri,çok saygılı,edepli,ahlaklı,dindar ve merhametli iken,,diğeride bunun tam tersi,ahlaksız saygısız,günahkar ve merhametsiz bir insan.Ama çalışkanlıkları ve zekaları üst düzeyde ve aynı.Şimdi siz bunlardan hangisine o diplomayı vermek isterdiniz.? Tabiki ahlaklı,dindar ve saygılı olana değilmi.? Çünkü akıl ve vicdan bunu yapmanızı emrediyor size.Ahlaksız,merhametsiz,günahkar ve saygısız bir insanın öğretmen olması demek,ders vereceği öğrencileride kendisine benzetmesi demektir.! Ve bu şekilde yetişen öğrencilerdende,ne köy olur nede kasaba.!

İşte biz kullarında,Allah yanındaki değerlerimiz bu iki öğrencinin durumları gibidir.? Kimimiz çok ahlaklı ve dindar müslümanken,,kimimizde vurdumduymaz bir müslümanız.! Şimdi,,Allah Teala bunlardan hangisine lütufta bulunup katından ikram gönderir sizce.? Tabiki ahlaklı ve dindar olana ikram eder.Çünkü o dindarki,farz ibadetlerini zamanında erkanına uyarak eda ederek,geri kalan zamanlarında ise,Allah'ı çokca tesbih edip,sürekli tefekkür halindedir.Caddede sokakta yürürken gözleri kaldırımda dahi olsa,aklı ve fikri sürekli yukarıda gökyüzünde,yani Mevlasında.İşte böyle olan mü'minleri Allah Teala katından ödüllendirerek,o mü'minin kalbine,gönlüne zatının sevgisini ve rahmetini yerleştirmiştir.O kulun hem dünya işlerini,hemde islami işlerini ona kolaylaştırıp bol bol rızık ihsan etmiştir.Ve bu hal öyle bir duruma ulaşmışki,Allah ile dost oluvermiştir...

Kul ile Rab'bi arasındaki ilişkiler,kişinin iç dünyası ile yani maneviyatı ile alakalıdır.Maneviyatta yükselmek için,kişinin bol bol tefekkür etmesi şarttır.Zaten bu hallere gelen bir mü'min,sürekli yanlızlığı seçer,sessizliği seçer,sükutu seçer,iç dünyasında sürekli Rab'bini düşünür,insanlara acır,gafletteki insanlara yardım etmeyi,onları islam yapmanın yollarını araştırır.Allah Teala'da onun bu düşüncelerini bildiği için,onun bu yollarını açıp ona bu anlamda yardımını gönderir.Bu kulunun,diğer insanlar tarafından sözünün dinlenmesini nasip eder.İnsanların hidayet bulmalarını,onun nasihatlerine nasip ettirir.O kul insanlara ne söylerse,hemen etkisini gösterir.İşte Allah kendisini sürekli ananı ve tesbih eden kullarını böyle ödüllendirir bu dünyada.Ahirette ise dünyadakinden kat kat daha üstünleri ile nasiplendirir...

Allah ile dost olmak,samimiyetlik ister,fedakarlıklar ister,takva ister,zühd ister,ahlak ister,mü'minlerle dostluk,kariflerede düşmanlık ister,O'nun sevdiğini sevmek,buğz ettiğindende buğz etmek ister..Bir insanda bu haller başlamış ise,bilsinki o Allah'ı Allah'ta onu sevmektedir.Bu işin nişanı ve kerameti budur.? Bunun dışındaki haller ise,normal olan Rab ve kul ilişkisinin ötesinde değildir.Bu bahsettiğimiz haller,dereceleri yüksek hallerdir.Kimki kendisinde bu hallerin vuku bulduğunu fark ederse,bilsinki Allah onunla dost olmuştur.Ve bu insan dünyanın en mes'ud insanı olmuştur...Siz bakmayın öyle asarım keserim diyen bazı müslümanların hallerine.! Benim en büyük özelliğim,bir insan ile karşılaşıp konuştuğum zaman,onun hal ve haraketlerine ve ağzından çıkan cümlelere bakarak onun nasıl bir insan veya müslüman olduğuna dair notumu veririm..Onlar ruhlarını ve maneviyatlarını nefislerine teslim ettiklerinden,şeytanın soytası haline gelmişlerdir.! Onlar ki,sert,sivri ve kırıcı sözlerden başka bir söz kullanmazlar.! Ruhlarında merhamet namına bir şey kalmamıştır.Yürüdüğü bu yoluda,kendisinide müslüman ve islam zannetmektedir.! Bir gün olsun,başlarını gökyüzüne çevirip,bu acayip alemin hakkında tefekküre dalmazlar.İşte bunlar,ziyan edenlerdendir.! Dünya meşgalesine aldanıp,iş güç,para pul,karı kız,eğlence,yeme içme vs vs.İşte bu unsurlar böyle müslümanları hayatı boyunca meşgul etmektedir.!

Şimdi,islamiyet iki türlü yaşanır.Bunun üçüncü şekli yoktur.? Bunu söylememizin sebebi ve delili ise,Kur'anı Kerimdir.Kur'anın hem zahiri yönü vardır,hemde batini yönü vardır.Muhkem ve Muteşabih ayetlerin olduğu gibi.Aynı zamanda Kur'an,insanlara bedeni emirleri emrettiği gibi yani,Namaz,Oruç,Zekat,Hac,Cihad vs gibi beden ile yapılacak işleri buyurduğu gibi.Birde maneviyatımızla alakalı emirleri buyurmaktadır.Bunlar ise,Ahlaklı olmayı,Merhametli olmayı,Adil olmayı,Tefekkür etmeyi,İlm öğrenmeyi vs vs diye sıralayabiliriz.İslamın birinci yaşayış şekli,Zahiri islamdır..İkincisi ise,Batini islamdır..Zahiri islam,buna ameli islamda diyebiliriz,namaz,oruç,zekat,cihad gibi farz olan ibadetleri ve amelleri kapsamaktadır..Batini islam ise,buna Tasavvuf'ta diyebiliriz,buda insanın iç dünyası ile alakalı olan manevi yaşantılarıdır.Bunlarda,ahlak,tefekkür,adil olma,merhamet,ilm öğrenme gibi insanın bireysel halleridir...

Her müslümanda,islamın bu iki halide olmalıdır.Bunlardan biri olup,diğeri olmazsa,bu islami bir yaşantı olmaz.! Eğer olur diyen varsa,buyursun öyle yaşasın islamiyeti.! İslamiyet dini bir bütündür.Bu bütün olan şeyden,bir parçayı koparıp sadece onunla amel edip,onunla ömrünü ziyan edenler,hakikati kaybetmiş olanlardır.! Kimki,islamiyeti bir bütün halde yaşar ve yaşatmaya gayret ederse,işte onlar Allah'ın yeryüzündeki halifeleridir,yani memurlarıdır.Buraya dikkat buyurun.! İslamiyet sadece ne cihad'la yaşanır,ne namazla yaşanır,ne ilimle yaşanır,ne tarikatla yaşanır,nede tasavvufla yaşanır.! İslamiyet bunlarla birlikte bir bütün olarak yaşanır.Müslüman hem ahlaklı olacak,hem cihad edecek,hem ilm öğrenecek,hem namazını kılacak,hem adil olacak,hem merhametli olacak şekilde islamı yaşamalı ve yaşatmalıdır.! Tüm bu parçaları ve ismini zikretmediğimiz diğer parçaların hepsini bir araya toplayarak,dinini yaşamalı ve yaşatmalıdır...

İşte Allah ile kulun dostluğu bunları bilmek yaşamak ve yaşatmakla başlar.Öyle sabahlara kadar tesbih çekerek,komşunun açlığından tokluğundan haberin olmadan yaşaman dostluk değildir.! Yine müslüman kardeşlerin zulm altında ezilirken,buna gücün yettiği halde müdahale edemiyorsan,bu dostluk değildir.! Yukarıdada bahsetmiştim.Allah'a dost olmak,yürek ister,zahmet ister,mücadele ister,tefekkür ister,cömertlik ister,hayr ister,yardımlaşma ister,ilm ister,kısacası fedakarlıklar ister.! Sen Allah'ın dinine ne kadar yardım edebiliyorsan,Allah'da sana o derece dost'tur,bunun kerameti ve sırrı budur vesselam...

YAZAR: Celal Yağmur
www.islamvetarih.com
Site Sahibi ve Yazarı


BU KONULARADA BAKABİLİRSİNİZ



KUR'AN VE MEALİ



TEMEL DİNİ BİLGİLER



HZ.MUHAMMED HAYATI



NAMAZ NASIL KILINIR



CELAL YAĞMUR İLE SOHPETLER



PEYGAMBERLER TARİHİ



İSLAMDA CİNSEL HAYAT

« Son Düzenleme: 17 Şubat 2021, 00:37:57 Gönderen: Admin »
Allah var gam yok.!