İslam ve Tarih
www.islamvetarih.com

         🇹🇷  LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMED RASULULLAH  🇹🇷

Kisai

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Admin

  • Allah var gam yok.!
  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
    • İleti: 3125
    • Karma: +0/-0
    • Cinsiyet:Bay
  • Allah Var Gam Yok.!
    • Profili Görüntüle
    • www.islamvetarih.com
KİSAİ


Meşhur yedi kıraat imamından yedincisi. Tebe-i tabiinden, ya’ni Tabiini görenlerdendir. Kıraat ilminde işareti Ra’dır. Kufe’de nahiv ilminin kurucusudur. Kıraat, nahiv ve lügat ilimlerinde zamanının imamı olup, diğer İslam ilimlerinde de söz sahibi bir alimdi.

İsmi, Ali bin Hamza bin Abdullah bin Osman bin Firuz’dur. Ebu, Hasan, Ebu Abdullah ve Ebu Feth künyeleridir. Dedelerinden Firuz, Esedoğullarının azadlı kölelerinden olduğu için el-Esedi, nahv alimi olduğu için en-Nahvi, kıraat dersi verdiği için el-Mukri, lügat alimi olduğu için el-Lügavi, Kufe’de yetiştiği için el-Kufi, Bağdad’ta yerleştiği için el-Bağdadi, kendisinin ifadesine göre, kilim elbise içerisinde ihrama girip Ka’be’yi tavaf ettiği için veya Hamza Zeyyad’ın meclisinde dizinin üzerine kilim koyduğu için el-Kisai denilmiş ve bu nisbe ile meşhur olmuştur. Kendisine, İmamü’l-kurra’, Şeyhü’l-kıraat ve’n-nahv, el-İmam lakabları verilmiştir.

İmam-ı Kisai’nin dedelerinden Firuz’un isminden ve ba’zı kaynaklardaki Farsoğlu şeklindeki kayıtlardan, İranlı olabileceği söylenmiştir. Ba’zı kaynaklar ise, Kureyşoğullarından olduğunu söylemektedir.

İmam-ı Kisai hazretlerinin doğum yeri ve tarihi hakkında bilgi yoktur. Harun Reşid’in maiyetinde iken, İmam-ı Muhammed Şeybani hazretleriyle aynı gün ve aynı yerde vefat etti ve oraya defn edildi. Mezarı, Rey yakınlarında Renbuye köyündedir. Yetmiş yaşlarında iken 189 (m. 805) tarihinde vefat etmiştir.

Temel bilgilere sahip olduktan sonra, Kufe’de reisü’l-kurra ve altıncı kıraat imamı olan Hamza bin Habib ez-Zeyyad’ın talebeleri arasına katıldı. Dört defa Kur’an-ı kerimi baştan sona hocasına dinletti ve tasdikini aldı. Hocası İmam-ı Hamza ez-Zeyyad’tan sonra Kufe’de reisü’l-kurra oldu. Kendisinden sonra Kufe’den reisü’l-kurra çıkmadı.

İmam-ı Kisai hazretlerinin ilk Lisan hocaları arasında Muaz-ı Herra, Ebu Ca’fer Rüasi gibi meşhur alimler vardır. Nahv ilmini, Ebu Amr, Amr bin el-Ala, Yunus bin Habib, İsa bin Ömer ve Süleyman bin Mihran’dan aldı. Süleyman bin Erkam ve Ebu Bekir bin Iyyaş’dan Hadis okudu. Muhammed bin Abdurrahman bin Ebi Leyla, Ca’fer-i Sadık, Seleme bin Ahfeş, Hammad bin Seleme (r.aleyhim) de hocaları arasındadır.

Kufe’den sonra nahv ve lügat ilmi tahsil etmek üzere Basra’ya gitti. Meşhur nahiv alimi Halil bin Ahmed’den okudu. O’nun dil üzerindeki bilgilerine hayran olup, bu bilgilere nasıl sahip olabileceğini sordu. Çöllerdeki bedevilerden öğrenilebileceği, cevabını alınca yine hocasının tavsiyesiyle Necd, Tihame ve Hicaz bedevileri arasına gitti. Onların arasında kaldı. Daha sonra buradan öğrendiği lügatleri günlerce göz nuru dökerek kayda geçirdi. Dönüşünde hocası Halil bin Ahmed ölmüş, yerinde Yunus en-Nahvi ders vermekteydi. Yunus, münazara neticesinde İmam-ı Kisai’nin ilmi otoritesini kabul edip, ondan ders vermesini istedi. Ancak İmam-ı Kisai Kufe’ye geçti.

İmam-ı Kisai, Kufe’ye gelişinden sonra, Abbasi halifesi el-Mehdi’nin oğlu Harun Reşid’e mürebbiyelik teklifini kabul ederek Bağdad’a gitti ve orada yerleşti. Ömrünün sonuna kadar Harun Reşid’in yanında kaldı. O’nun oğulları Muhammed Emin ve Mu’tasım’a mürebbiyelik yaptı. Onlara gerekli olan ilimleri sohbet yoluyla öğretti. Haftanın bir günü saraya gelir, diğer günler Bağdad ve civarında ilim öğretirdi.

İmam-ı Kisai, kıraat ilminin yardımcı ilimlerinden olan nahv ve lügat ilimlerinde zamanının bir tanesi, imamıydı. Ömrünün onbeş senesini, lehçeleri en beliğ ve en fasih, dilleri hiç karışıma uğramamış olan Necd, Tihame ve Hicaz bedevileri arasında geçirdi. Bu bedevilerden çok istifade eden İmam-ı Kisai, nahv ve lügat ilimlerindeki otoritesini günümüze kadar korumuştur. İmam-ı Kisai hazretleri, nahv ve lügat ilimlerinde otorite olmayanın, kıraat ilmine tam sahip olamayacağı düşüncesindeydi. İmam-ı Kisai hazretleri, kıraat ilminde, hocası Hamza el-Zeyyad’ın kıraati ile diğer rivayetlerden birinin arasında bir kıraati seçmiş ve onu rivayet etmiştir. Fakat bu kıraati önceki altı imamın kıraatleri dışında değildir.

İmam-ı Kisai, bir gece rü’yasında Peygamberimizi ( aleyhisselam ) gördü. Resulullah ( aleyhisselam ) O’ndan Kur’an okumasını istedi. O da Saffat suresini okudu. Resulullah efendimiz ( aleyhisselam ) ba’zı tashihler (düzeltmeler) yaptı ve “Ben, kariler (Kur’an-ı kerim okuyanlar) ve meleklere seninle iftihar ederim” buyurdu.

İmam-ı Kisai’den birçok alim ders aldı. Ahmed bin Hanbel, Yahya bin Muin, Ebu Ömer el-Duri, Ebu Hars el-Leys bin Halid, Yahya bin Ziyad el-Ferva, Ebu Ubeyd-el-Kasım bin Selam, Ebu Tevbe, Meymun bin Nafs, Ali bin Mübarek el-Ahmar en-Nahvi gibi alimler en meşhur talebelerindendir. El-Duri ve Ebu Haris kendisinden kıraat nakleden meşhur ravileridir.

İmam-ı Kisai hazretlerinin kurucusu olduğu Kufe dil mektebinin kitablarını, talebelerinden Muhammed bin Yezid el-Müberrid tasnif etmiştir.

İmam-ı Kisai, zamanının meşhur alimleriyle çeşitli mevzularda münazaralarda bulunmuş, onlarla sohbetlerde beraber olmuştur. Basra nahvi mektebinin korucusu sayılan Sibevevh ile yaptığı münazara meşhurdur. İmam-ı a’zam hazretlerinin talebelerinden İmam-ı Muhammed’le de sohbet etmiş, İmam-ı Yusuf hazretleriyle yaptığı bir münazarada, talakla ilgili bir mes’elenin hallini nahiv ilmi yardımıyla kolaylaştırdığı için takdir edilmiştir.

İmam-ı Şafii hazretleri, “Nahivde engin bilgi sahibi olanlar, Kisai’nin çocukları gibidir” buyurdu. Basra’da büyük alimlerin önünde altmış sene namaz kıldırıp, bir defa bile hata yapmamasıyla meşhur olan Ebu Hatim Sehl bin Muhammed es-Sicistani anlatır: “Basra’ya Kufe’den bir vali geldi. Alim ve fazıl bir zattı. Ziyaretine gittim. Bana Basra’nın alimleri kimlerdir, diye sordu. Kıraatte Zeyyadi, nahvde Ma’zini, fıkıhta Hilal bin Yahya er-Ra’y, hadisde el-Sazekuni en iyi alimlerdir. Benim de. Kur’an ilminde vukufum olduğu söylenir dedim. Vali, hepsinin toplanmasını emretti. Meclisinde herkese ilim sahasının dışında sorular sordu. Hepsi ilgili alime sorması gerektiğini, kendilerinin o hususta malumatları olmadığını söylediler. Bunun üzerine vali, “Elli sene ilimle meşgul olup da, sadece bir sahada ilim sahibi olan ve bundan başka bir şey sorulursa halledemeyen insana yazıklar olsun. Bizim Kufeli alimimiz el-Kisai bunların hepsine cevap verirdi” dedi.”

Ebu Bekir el-Enbari “İmam-ı Kisai, başkalarında olmayan meziyetlere sahiptir. Kur’an-ı kerim hususunda bir taneydi. Herkes onun kıraatini öğreniyordu. Halkı etrafına toplayıp Kur’an-ı kerimi başından sonuna kadar okurdu. Ba’zıları ellerinde mushaflarla gelir onun okuyuşuna göre harekelerdi. Nahiv’de de en büyük alim O’ydu.. Lisanın nadir kelime, tabir ve kaidelerini bilmekte üstüne yoktu” diyerek onun ilmi hususiyetlerini ortaya sermektedir.

İshak bin İbrahim Musili, “San’atında mahir dört kişi gördüm. Bunlardan biri Kisai idi. Nahivde ondan üstünü yoktu.” Harun Reşid, meclisinde İmam-ı Kisai’nin de bulunduğu bir sırada, “Hayattakilerden ikrama en layık olanın kim olduğunu” sordu. Bulunanlar çeşitli cevaplar verdiler. Hiçbirini kabul etmedi, “İkrama en layık olan, oğullarım Emin ve Mu’tasım’ın hocaları olan Kisai’dir” dedi.

İbn-i Arabi, “Kisai, zabt (kelimelerin doğru okunmasında) ve diğer Arabi ilimlerde, kıraatte, insanların en alimi idi” demiş, Esmai, İmam-ı Kisai’nin talebesi Ferra ve İbni Durusteveyh de, O’nun ilminin üstünlüğünü dile getiren sözler söylemişlerdir.

Üçüncü asırda gelerek Kisai’yi Kurra-i Seb’a’dan yedincisi olarak kabul eden İbni Mücahid, “O, asrında kıraat ilminde insanların imamı idi” buyurmuştur.

İmam-ı Kisai ve İmam-ı Muhammed’in aynı günde ve Harun Reşid’in Horasan seferi esnasında vefatları, halifeyi çok duygulandırmış, Bağdad dönüşünde “Fıkhı ve nahvi Renbuye’ye gömdüm” demiştir. Meşhur şair Ebu Muhammed Yahya bin Mübarek, iki büyük alimin vefatı üzerine yazdığı mersiyesinde “Artık fıkhi mes’elelerde müşkilimizi kim çözecek, Kisai’nin ölümü bana hayatı ve lezzetlerini zehir etti. Bunlar gibi alim, artık bu aleme gelmez” demiştir.

Ebu Zeyd de “Allah rahmet etsin, onunla ilmi de öldü” diyerek ilimdeki kıymetini dile getirmiştir.

Ebu Mishil Abdullah bin Hurceyş anlatır: Vefatından sonra Kisai’yi rü’yamda gördüm. Yüzü dolunay gibi parlıyordu. Nasıl olduğunu sordum. Kisai de, Kur’an-ı kerimin şefaatiyle affedildiğini söyledi. Hamza bin Habib ez-Zeyyad ve Süfyan-ı Sevri’yi sordu. “Onlar İlliyyin’dedir. Biz onları yıldızlar gibi görürüz” dedi.

Gıybetini yapan bir kimse vardı. O kimse İmam-ı Kisai’yi rü’yasında gördü. Nasıl olduğunu sordu. O da “Allah beni Kur’an-ı kerimin şefaatiyle affetti. Resulullahı ( aleyhisselam ) gördüm. Bana oku dedi. Ben de Saffat suresini okudum. Resulullah beni beğendi ve sırtımı sıvazladı” dedi. Bu rü’ya üzerine o şahıs tövbe etti. Bir daha onun gıybetini yapmadı.

Muhammed bin Yahya “Diriyken de, öldükten sonra da Kur’an-ı kerim okumayı bırakmadı” buyurdu.

Hatib el-Bağdadi, tarihinde, İmam-ı Kisai’nin din ve fazilette çok üstün olduğunu söylemektedir.

İmam-ı Kisai hazretleri, Allahtan çok korkardı. Sade giyinir, halifenin yanına giderken güzel giyinmekte mahzur görmezdi. Cahil halkla onların anlayacağı dille konuşurdu. Hafızası kuvvetli, okuması güzeldi. Lisanı fasihdi. İrabı düşünmeden konuşur, konuşması iraba uyardı. Zengin olduğu kadar mütevazi ve cömertti. Bütün İslam alimleri gibi ölümü hiç hatırından çıkarmazdı. Ömrünü sadece Kur’an-ı kerimin hizmetine adamış ve O’nun şefaatini ümid etmiştir.

İmam-ı Kisai hazretleri birçok eser yazmışsa da mevcut olan iki tam, bir de yarıdan çoğu kaybolmuş bir eseri vardır. Bunlardan halk dilinin hatalarını mevzu edinen “Kitab-u fi lahn el-amme’si” Mısır’da basılmıştır. Diğer eseri Kitabü’l-Müştebihatfi’l-Kur’an’ın bir nüshası Bayezid kütübhanesindedir.



1) El-A’lam cild-5, sh. 93

2) El-Esnab vr. 482 ab.

3) Teysir fi’l-kıraat es-seb cild-1, sh. 7

4) Bugyet-ül-vu’at sh. 336

5) El-Fihrist cild-1, sh. 29

6) Gayetü’n-nihaye fi Tabakat-ül-Kurra cild-1, sh. 536

7) Ravzat-ül-Cennat sh. 451

8) İnbah-ür-rüvat cild-2, sh. 256

9) Mu’cem-ül-müellifin cild-7, sh. 84

10) En-Nücum-üz-Zahire cild-2, sh. 130

11) Nüzhet-ül-elibba sh. 81

12) Miftah-üs-se’ade cild-1, sh. 130

13) Tarih-i Bağdad cild-11, sh. 503

14) Vefeyat-ül-a’yan cild-2, sh. 457

15) El-Muhtasar mine’l-muktebes sh. 283


 
Allah var gam yok.!