Cennete Götüren Yollar

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Admin

  • Allah var gam yok.!
  • Administrator
  • Hero Member
  • *****
    • İleti: 1874
    • Karma: +0/-0
    • Cinsiyet:Bay
  • Allah Var Gam Yok.!
    • Profili Görüntüle
    • www.islamvetarih.com
C E N NE T E  G Ö T Ü R E N  Y O L L A R


 
CENNETE GÖTÜREN YOLLAR

Va’dolunan şeyin en hayırlısı ve güzeli, mü’minin kendisiyle

Allah arasında hiçbir perde olmadan Rabbini gördüğünde 

içerisinde bulunduğu nimetlerin zirveye ulaşacak olmasıdır.

Evet…

İnsanların Rablerini birlemeleri, yalnızca O’na

ibâdet etmeleri ve O’na yönelmeleri için va’dolundukları

cennet, işte bu cennettir.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e

beyât ederek İslâma giren herkesin va’dolunduğu cennet,

işte bu cennettir. 


Müşrikler tarafından yazın kavurucu sıcağı altında 

ve susuzluğun en şiddetli olduğu bir zamanda, kızgın

kumların üzerinde göğsüne taş konularak işkence edildiği

halde, onların bu işkencesine sabredip Rasûlullah-sallallahu

aleyhi ve sellem- için ezân okumaya devam eden Bilâl’i-Allah

ondan râzı olsun-  bekleyen cennet, işte bu cennettir.

Müşrikler tarafından anne ve babası öldürülerek

İslamın ilk şehitleri olan, kendisine de ateşle işkence edilen

Ammar’a-Allah ondan râzı olsun- Allah Teâlâ’nın va’dettiği

cennet ve onu bekleyen ganimet, işte bu cennettir.


Müslüman Kardeş!


Uhud savaşında Allah’a kavuşmayı arzulayan,

Allah’ın da kendisine kavuşmasını isteyip şehâdetini derhal

gerçekleştirdiği Umeyr b. Humam’ın elindeki hurmaları

Dahi yemesini engelleyerek şehid olmayı istediği cennet,

işte bu cennettir.


Gözleri Allah korkusuyla gözyaşı döken her ibâdet

eden insanın, canını Allah uğrunda satan her mücâhidin,

ilmiyle âmil olan ve bu ilmini insanlara öğreten her âlimin,

namazını kılan, Allah’ın kendisine farz kıldığı emirleri yerine

getiren, insanların kendisinin mü’min olduğuna şehâdet

eden, Allah’ın emirlerini yerine getiren ve yasakladıkların-

dan da kaçınan, kalbi ise dîni, câmii ve Rabbinin emirleri

ile bağlantılı olan her mü’minin ideâl ve dileği olan cennet,

işte bu cennettir.


Bununla birlikte cennetin birçok kapısı,bu kapılardan

girebilmenin de yolları vardır.Bundan dolayı herkesin bir

kapıdan girebilmesi için yollarını araştırması gerekir.

Kimi mü’min kılmış olduğu namazı ile cennete girer.

Kimisi tuttuğu orucu ile cennete girer.Kimisi vermiş olduğu

zekâtı ile cennete girer. Kimisi haccı ile cennete girer.Kimisi

güzel ahlâkı ile cennete girer.Kimisi alış-verişteki dürüstlüğü

sebebiyle cennete girer.Kimisi Allah yolunda savaşmakla

cennete girer ve daha niceleri. Bilakis Allah’ın fazl-ı keremi

çok geniştir.

Allah’ın kullarından niceleri vardır ki insanlara

eziyet veren bir dikeni yoldan kaldırdığından dolayı

cehennemden korunarak cennete girer.Kimisi susamış bir

canlıya su verdiğinden dolayı cennete girer.Kimisi de bir

mü’minin dünyadaki bir sıkıntısını giderdiğinden dolayı

cennete girer.


Müslüman Kardeş!


Cennete girmenin yollarını arıyorsan, âyet-i kerîme 

ve hadis-i şeriflerden derlenerek hazırlanmış bu misk kokulu

kitabı okumalısın.

Hz.Ebubekir’in-Allah ondan râzı olsun- Rasûlullah-sallallahu

aleyhi ve sellem-’e cennetin birden fazla kapısından nasıl

girilebileğini sorduğu gibi, sen de gücünün yettiği kadarıyla

cennetin birden fazla kapısından girebilirsin.


Müslüman Kardeş!


Allah Teâlâ,Kur’an-ı Kerîm’de cennetlerin özelliklerini

şöyle müjdemektedir:

“Muttakilere (Allah tarafından) va’dolunan cennetin vasfı
şöyledir:İçinde suları bozulmayan ırmaklar, tadı değişmeyen
sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve
süzme baldan ırmaklar vardır.

Orada her çeşit meyve  onlar
içindir.(Onlar için bundan daha büyük) Rableri tarafından
(günahlarının) bağışlanması vardır.

Hiç bu,(cennette kalacak
olan muttakîlerle) ateşte ebedî olarak kalacak olan ve
bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen
kimselerin durumu gibi olur mu?”
 
“Şüphesiz ki muttakîler, (her türlü âfet ve hüzünden) emîn
bir yerdedirler.Bahçelerde ve akan pınar başlarında.İnce ve
kalın ipekten elbiseler giyerek birbirlerine yüzlerini dönerler.
Ayrıca ikramda bulunarak onları iri gözlü, güzel kadınlarla
(hûrilerle) evlendirdik.O muttakîler orada,canlarının istediği

cennetin kesilip yok olmasından emîn oldukları her türlü
meyvesinden isterler. Muttakîler cennette, dünyada tatmış
oldukları ilk ölümden başka bir ölüm tatmayacaklardır.


Allah, fazlu ihsanda bulunarak onları cehennem azabından
korumuştur. Muttakîlere âhirette bağışladığımız bütün
bunlar, büyük kazancın tâ kendisidir.

“Rablerinden gereği gibi korkanlar (muttakîler), cennete
bölük bölük sevk edilirler. Cennete vardıklarında kapılarının
açık olduğunu bulacaklar.

Cennet bekçileri (melekler), günah-
tan eser kalmayan bir halde olduklarından dolayı onları
sevinç ve müjdeyle karşılayacak ve şöyle seslenecekler: Selâm
size.Haliniz güzel olsun.Cennete kalıcılar olarak girin.”                                               

“Muttakîlere dönüp varacakları güzel yerler (cennetler)
vardır. Bunlar, bütün kapıları muttakîlere açık olan and
cennetleridir.Orada süslü koltuklarına yaslanarak canları-
nın çektiği pek çok çeşit meyva ve içecek isteyecekler.


Yanlarında, gözlerini kocalarından ayırmayan aynı yaşta
güzel kadınlar bulunmaktadır.İşte, kıyâmet günü size
va’dolunan bitmek tükenmek bilmeyen bu nimetler, size
bağışladığımız bir rızıktır.”                                                         

“Şüphesiz ki muttakîler, cennetler ve nimetler içindedirler.
Allah’ın kendilerine bağışlamış olduğu çeşit çeşit nimetlerle
güzel vakit geçirmektedirler.

Rableri, onları cehennem
azabından korumuştur.Dünyada işlediğiniz sâlih amelleri-
nize karşılık olarak onlara:‘afiyetle yiyiniz ve içiniz’ denilir.
Karşılıklı olarak sıra sıra koltuklara yaslanırlar.

Biz onları,
iri gözlü ve beyaz tenli güzel kadınlarla (hûrilerle) evlendir-
dik.Babalarının işledikleri amelleri işlemeseler bile,babaların
yüzleri gülsün diye îmân edip kendilerine tâbi olan zürriyet-
lerini de cennette aynı makamda en güzel bir şekilde îmân
edenlere kavuşturacağız.

Onların işledikleri amellerinden
hiçbir sevabı eksiltmeyiz.Her insan,işlediği ameliyle rehindir.
Hiç kimse başkasının günahını yüklenmez.Bu nimetlere
ilâve olarak onlara,canlarının çektiği meyve ve et bağışladık.
(sevinç ve mutlulukları tamamlansın diye cennet nimetlerden
olan) cennet şarabını birbirlerine takdim ederler.

O şarap
dünyadaki şaraba benzemez.Zirâ cennet şarabı içeni ne
sarhoş eder, ne onu içmekten dolayı boş söz sarfeder, ne de
onu içenin ağzından günaha götüren söz vardır.Sedeflerinde

korunmuş berrak ve saf inciler gibi etraflarında hizmetlerine
hazır hizmetçileri dolaşır.Cennet ehli birbirlerine dönerek
içinde bulundukları nimetlerin sebebini birbirlerine sorarak
şöyle derler:

Bizler,dünyada âilemizle birlikteyken Rabbimi-
zin kıyâmet günündeki azabından korkardık.Allah bize
hidâyet ihsan eyleyerek bizi cehennem ateşinden korudu.


Bizler, daha önce sadece O’na ibâdet ederek hiçbir şeyi O’na
ortak koşmazdık.Böylece Allah da duâmızı kabul ederek
bizlere istediğimizi ihsan etti. Şüphesiz ki O, kerem sahibi ve
esirgeyicidir.”

Müslüman Kardeş!

Cennete girmene vesîle olacak ilk şey; yedi kat

göklere ve yere denk olan ve tevhid inancını ifâde eden

Allah’tan başka hakkıyla ibâdet edilecek hiçbir ilâhın

olmadığına, O’nun bir olduğuna ve Muhammed-sallallahu

aleyhi ve sellem-’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şehâdet

etmendir.


Her kim, bunu ikrar ederek İslâma girer, namazları

erkânına göre kılar ve yalnızca Allah’a ibâdet ederek

O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsa cennete girer. 

Nitekim Ubâde b. Sâmit’ten-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve

sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır: 

“Her kim, Allah’tan başka hakkıyla ibâdet edilecek
hiçbir ilâhın olmadığına, O’nun bir olduğuna ve benzerinin
bulunmadığına, Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in Allah’ın
kulu ve elçisi olduğuna, İsâ’nın da O’nun kulu ve elçisi
olduğuna, Allah’ın Cebrâil-aleyhis-selâm- vasıtasıyla Meryem -
aleyhas-selâm-’a gönderek Rabbinin izniyle ona üflediği ve “ol”
demesiyle yaratıldığına ve İsâ’nın Allah’ın yarattığı bir ruh

olduğuna şehâdet eder, cennet ve cehennemin hak olduğuna
inanırsa, yaptığı ameline göre Allah onu cennetine koyar.” 1
Müslüman Kardeş!

Allah Teâlâ buyuruyor ki:

“Rabbimiz Allah’tır dedikten sonra dosdoğru bir  îmân üzere
olanlar varya, işte onlara kıyâmet gününün korku ve dehşeti
yoktur.Onlar, öldükten sonra arkalarında bıraktıkları   
dünya nimetlerine de üzülmeyeceklerdir.Onlar, dünyadayken
sâlih ameller işlediklerinden dolayı, Allah’ın rahmetiyle
cennette ebediyyen kalıcı olan cennet ehlidirler.”

Âyetteki “istikâmet” kelimesi, Allah’a ve rasûlüne
itaat etmek demektir ki bunu yerine getiren, cennete girer.

Nitekim Ebu Hureyre’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Ümmetimin hepsi cennete girecektir.Ancak yüz
çevirenler müstesnâ”. Sahâbe: “Ey Allah’ın Rasûlü! Senden
kim yüz çevirebilir ki” dediler.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem
                                                         
“Bana itaat eden cennete girer, isyan eden de benden yüz
çevirmiş demektir.”buyurdu. 
Müslüman Kardeş!

Allah’a Rab, İslâm’a dîn ve Muhammed-sallallahu

aleyhi ve sellem-’e de peygamber olarak râzı olur, Allah’ın

emirlerini yerine getirir ve yasaklarından da sakınırsan,

cennet sana vâcip olur.


Nitekim Ebû Saîd el-Hudrî’den-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve

sellem ona şöyle dedi:

“Ey Ebâ Saîd! Her kim Allah’a Rab, İslâm’a dîn ve
Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’e peygamber olarak râzı
olursa, cennet ona vâcip olur.”

Allah’ın güzel isimlerini (Esmâul-Hüsnâ) ezberlemek

ve bu isimlerin delâlet ettiği anlamları gereğince amel

etmek de cennete girmenin yollarındandır.

Nitekim Ebu Hureyre’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem


şöyle buyurmaktadır:


“Allah’ın doksan dokuz adı vardır.Bunları ezberleyip 
                                                         
gereğiyle amel eden cennete girer.”

Kur’an ehli, Allah’ın dostları ve bu dostluğa en lâyık

olanlar da sadece onlardır.Bundan dolayı Kur’an, onlar

için cennete girmelerine bir sebeptir.

Nitekim Abdullah bin Amr’dan-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve

sellem- şöyle buyurmaktadır:

“Kıyâmet günü Kur’an ehline şöyle denilir:Oku ve
cennetin yüksek derecelerine çık,dünyadayken okuduğun gibi
Kur’an’ı tertil et.Zira cennetteki makamın okuyacağın son
âyetin bittiği yerdedir.”

Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’den sâbit

olduğuna göre, Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerini okumak,

cennete girmeyi gerektirir.

Nitekim Ebu Umâme’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Her kim, her farz namazın akabinde Âyetel-Kürsî’yi
okursa, kendisiyle cennete girmesi arasında engel olarak

sadece ölüm kalır.Ölünce de cennete girer.”
Enes b. Mâlik’ten-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Kur’anda bir sûre vardır ki bu sûre yalnızca otuz
âyettir.Bu sûre (kıyâmet günü) sahibini cennete girdirinceye
kadar savunacaktır.O sûre,  Tebâreke ( Mülk) sûresidir.”2

Yine Enes b. Mâlik’ten-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, o şöyle der: 

“Sahâbeden birisi Kubâ mescidinde Ensar’a namaz
kıldırıyor ve namazın her rekâtında ‘Kul huvellâhu ehad’
sûresini okuyordu.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ona:“Seni 
her rekâtta bu sûreyi okumana sebep olan şey nedir” diye
sordu.O:“Ey Allah’ın Rasûlü onu seviyorum” deyince,
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ona:“O sûreyi sevmen, cennete
girmene vesîle oldu”3 buyurdu. 

Her kim, ilim öğrenir ve bununla yalnızca Allah’ın

rızâsını isterse,Allah da cennete giden yolu ona kolaylaştırır.

Nitekim Ebu Hureyre’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

 “ Her kim, ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah
onu dünyada iken cennete götürecek sâlih amelleri işlemeye
muvaffak kılar.” 
                                                       
ALLAH TEÂLÂ’YI ANMANIN FAZÎLETİ
 

 “Subhânallâh, Elhamdulillâh, Lâ İlâhe İllallah,
Allahu Ekber ” demenin fazîleti hakkında Abdullah b.
Mesud’dan-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunan hadiste,

Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:

“(Miraç hadisesinde) ben semâya yükselirken İbrahim
-aleyhisselâm- ile karşılaştım.Bana:‘Ey Muhammed! Benden
ümmetine selâm söyle ve onlara, cennetin toprağının ne
kadar hoş, suyunun ne kadar tatlı, arazisinin ne kadar düz
ve geniş ovalar olduğunu,bu arazideki ağaçların
Subhânallah, Velhamdulillah, Velâ İlâhe İllallâhu, Vallâhu
Ekber olduğunu  haber ver’ dedi.”

Cennete girmene sebep olacak şeylerden birisi de

her farz namazın akabinde Allah’ı anmandır.

Nitekim Ebu Hureyre’den-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, o şöyle der: 

“Muhâcirlerin fakirleri Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-
’e gelerek şöyle dediler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mal sahipleri   
(zenginler) cennetin bütün yüksek makamlarıyla kalıcı
nimetlerini alıp götürdüler.” Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-
onlara:“Nedir o?” diye sordu.Onlar:“Onların (zenginlerin)
                                                         
Tirmizî rivâyet etmiş, Elbânî de hadis hasen olduğunu belirtmiştir.

kıldıkları gibi namaz kılıyor, tuttukları gibi oruç tutuyoruz.
Onlar sadaka veriyorlar, bizler  ise  veremiyoruz.Onlar köle
âzâd ediyorlar, bizler ise köle âzâd edemiyoruz” dediler.
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- onlara: “Sizi ecirde geçenlere
yetişebileceğiniz ve sizden sonrakileri ecirde geçecebileğiniz,           
-yaptığınızın aynısını yapanlar müstesnâ- sizden daha
fazîletli birisinin olmayacağı bir şeyi size öğreteyim mi? diye
buyurdu.Onlar:“Evet, Ey Allah’ın Rasûlü!” dediler.
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- onlara: “Her farz namazın
akabinde otuz üç defa Subhânallah, otuz üç defa Allahu
Ekber,otuz üç defa Elhamdulillah demeniz.”1diye buyurdu. 

Abdest aldıktan sonra “Eşhedu enlâ ilâhe illallahu
vahdehû lâ şerîke leh.Ve eşhedu enne Muhammeden abduhu
ve rasûluh” demen, cennete girmene vesîle olacak
amellerdendir.

Nitekim Ukbe b. Âmir’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Sizden her kim, güzel bir şekilde abdest alır ve
ardından ‘Eşhedu enlâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh.
Ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasûluh’ derse,

cennetin sekiz kapısı kendisine açılır ve dilediğinden içeriye
girer.”

Cennetin hazînelerinden birisi de “Lâ havle velâ
kuvvete illâ billah”  sözüdür.

Nitekim Ebu Musâ el-Eş’arî’den-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-

ona şöyle buyurdu:

“Sana cennetin hazînelerinden birisini göstereyim mi?
Ebu Musâ el-Eş’arî:“Evet Ey Allah’ın Rasûlü” dedim.
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:“Lâ havle velâ kuvvete illâ
billah’ de” diye buyurdu.

Enes b.Mâlik’ten-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Her kim, Allah’tan üç defa  kendisini cennete girdir-
mesini  dilerse, cennet şöyle der:Allahım!Onu cennete girdir.
Her kim de üç defa kendisini cehennemden koruması için
Allah’a sığınırsa, cehennem şöyle der:Allahım!Onu cehen-
nemden koru.”
                                                         
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bir duâyı mağfiret

dilediğinden dolayı duâların efendisi olarak nitelemiş ve bu

duâyı cennete girmenin sebeplerinden kılmıştır.Bu sebeple

müslüman kardeşim bu duâyı ezberleyip onu sabah ve

akşam zikrin haline getirmelisin.


Nitekim Şeddâd b. Evs’den-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-

şöyle buyurmaktadır:

“Bağışlanma dilemenin efendisi kulun şöyle duâ
etmesidir:Allahım!Sen benim Rabbimsin.Senden başka
hakkıyla ibâdet edilecek hiç kimse yoktur.Beni sen yarattın.
Ve ben sana ibâdet ederim. Gücüm yettiğince sana verdiğim
söz üzereyim.İşlediğim günahların şerrinden sana sığınırım.
Üzerimde varolan nimetini ve günahlarımı itiraf ediyorum.
Beni bağışla.Zirâ senden başka günahları bağışlayacak hiç
kimse yoktur.)Her kim bunu, kalpten inanarak,sevabını da
Allah’tan umarak gündüz söyler ve o gün akşamlayamadan
ölürse, o cennet ehlindendir.Ve yine Her kim bunu, kalpten
inanarak, sevabını da Allah’tan umarak geceleyin söyler ve o
gece sabahlayamadan ölürse, o cennet ehlindendir.”1

Müslüman Kardeş!

Namaz, dînin direğidir.Allah Teâlâ bizlere günde beş

vakit namaz kılmamızı farz kıldı.Allah Teâlâ’nın en çok

hoşuna giden ibâdet,farz kıldığı ibâdetlerdir.Her kim, bu

farz ibâdetleri Rabbinin emrettiği şekilde yerine getirirse,

cennete girer.


Nitekim Ubâde b. Sâmit’ten-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-

şöyle buyurmaktadır: 

“Allah Teâlâ, kullarına beş vakit namazı farz kıldı.
Her kim namazları noksansız kılar ve onları hafife almazsa,
onu cennete koymak,Allah’ın bir va’didir.Her kim de onları
gereği gibi yerine getirmezse,Allah’ın ona hiçbir va’di yok-
tur. Allah dilerse ona azap eder,dilerse onu cennete koyar.”1

Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- sabah ve ikindi

namazlarının fazîletlerini özel olarak belirtmiş ve onları

‘salâtul-berdeyn’ olarak adlandırmıştır.
Nitekim Ebu Musâ el-Eş’arî’den-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-

şöyle buyurmaktadır:

“Her kim, sabah ve ikindi namazlarını (cemaatle)
kılarsa, cennete girer.”

Farz namazların yanında sünnet namazlar vardır ki

bunlar (âhiret günü,dünyada kılınamayan) farz namazların

yerine geçer.Bu namazları kıldığın zaman Allah Teâlâ sana

cennette bir ev yapar.Bu sünnetleri devamlı bir şekilde

kılmalısın ki Allah da seni korusun.


Nitekim mü’minlerin annesi Ümmü Habîbe’den-Allah

ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle der: 

“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle derken işittim:
“Hiçbir müslüman kul yoktur ki farz namazların dışında
Allah rızâsı için günde on iki rekât (sünnet) namaz kılsın da
Allah da ona cennette bir ev yapmasın.”

Tirmizî’nin rivâyetinde ise bu sünnet namazlar

şöyle açıklanmıştır:

“Öğle namazının farzından önce dört, sonra iki;
akşam namazının farzından sonra iki; yatsı namazının
farzından sonra iki ve sabah namazının farzından önce iki
rekât olmak üzere toplam on iki rekâttır.”

Kul abdest aldıktan sonra kalbi ve yüzüyle Allah’a

yönelerek iki rekât nafile namaz kılarsa, cennet ona

vâcip olur.


Nitekim Ukbe bin Âmir’den-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-

şöyle buyurmaktadır:

“Hiç kimse yoktur ki güzel bir şekilde abdest alsın,
ardından kalbi ve yüzüyle Allah’a yönelip iki rekât namaz
kılsın da cennet ona vâcip olmasın.”1   

Şüphesiz ki hanîf dînimizin güzelliklerinden birisi de

müslümanlar arasında selâmı yaymak, fakirlere yedirmek

ve yakın akrabayı ziyâret etmektir.Doğru sözlü olanlar Allah

tarafından gece namaz kılmalarıyla nitelendirilmektedirler.

Nitekim Allah Teâlâ onlar hakkında

şöyle buyurmaktadır:
 
“Onlar (iyilikte bulunanlar) gecenin az bir bölümünde
uyurlar,seher vakitlerinde de (Rablerine) istiğfar ederlerdi.”2

Her kim bütün bunları yerine getirirse, selâmet

içerisinde cennete girer.

Nitekim Abdullah b. Selâm’dan-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-

şöyle buyurmaktadır:

“Ey insanlar!Selâmı aranızda yayın, yemek yedirin,
yakın akrabaları ziyâret edin ve insanlar gece uyurlarken
namaz kılın ki cennete selâmet içerisinde giresiniz.”

Sabah namazı ile diğer namazları kılmak için

câmiye gitmen sebebiyle, Allah Teâlâ cennette sana bir

yer hazırlar.


Nitekim Ebu Hureyre’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Her kim, namaz kılmak için sabah-akşam câmiye
gider ve gelirse, Allah Teâlâ her gidiş ve gelişinde ona
cennette bir yer hazırlar.”

Câmide namaz kılarken safta gördüğün boşluğu

doldurman, cennette sana bir ev yapılmasına vesîle olur.

Mü’minlerin annesi Âişe’den-Allah ondan ve babasından

râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi

ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Her kim, namazda saftaki bir boşluğu doldurursa,
Allah Teâlâ da onun bir derecesini yükseltir ve cennette ona
bir ev yapar.”

Yaptıracağın veya yapılmasına katkıda bulunaca-

ğın câmi, Allah Teâlâ’nın cennette sana bir ev yapmasına

vesîle olur.


Nitekim Osman b. Affân’dan-Allah ondan râzı olsun-

rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’i

şöyle derken işittim der:

“Her kim, Allah Teâlâ için bir câmi yaptırırsa, Allah
da ona cennette o câmi gibi bir ev yapar.”2 

Müezzinin günde beş defa okuduğu ezanı, okurken

tekrar etmen, cennete girmene vesîle olur.

Nitekim Hz.Ömer’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet

olunduğuna göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem

şöyle buyurmaktadır:

“Sizden biriniz, müezzin; ‘Allahu Ekber, Allahu
Ekber’ dediğinde, o da kalpten ‘Allahu Ekber, Allahu
Ekber’ derse, müezzin; ‘Eşhedu enlâ ilâhe illallah’
dediğinde, o da kalpten ‘Eşhedu enlâ ilâhe illalah’ derse,
müezzin; ‘Eşhedu enne Muhammeden rasûlullah’ dediğinde,
o da kalpten ‘Eşhedu enne Muhammeden rasûlullah’ derse,
müezzin; ’Hayye alas-salah’ dediğinde, o kalpten ‘Lâ havle
velâ kuvvete illâ billah’ derse, müezzin; ‘Hayye alal-felâh’
dediğinde, o ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billah’ derse,
müezzin; ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber’ dediğinde, o da
kalpten ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber ’ derse, müezzin; ‘Lâ
ilâhe illallah’ dediğinde, o da kalpten ‘lâ ilâhe illallah’ derse,
cennete girer.”

ALLAHIN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİMİZE OLSUN

kaynak
islam ansiklopedisi
« Son Düzenleme: 04 Ocak 2020, 12:44:22 Gönderen: Admin »
Allah var gam yok.!