BİR NUH LAZIM – İNSANLIK NEREYE GİDİYOR
KİTAP HAKKINDA
Modern çağın dijital putperestliği, ahlaki çöküşü ve manevî boşluğu içinde savrulan bir insanlık… Hak ile batılın iç içe geçtiği bir zaman diliminde, hakikati arayanlar için bir uyanış çağrısı bu kitap!
“Bir Nuh Lazım” sadece bir tarihsel gönderme değil; bugünün boğulmuş, yönünü şaşırmış ve gemiden uzak kalmış insanoğluna yapılan bir haykırıştır. Teknoloji çağında kalplerin karardığı, ekranların önünde vicdanların sustuğu, helal ile haramın birbirine karıştığı bu modern cahiliye döneminde; insanlığı tekrar tevhid gemisine davet eden bir yol haritası niteliğindedir.
Kur’an’dan ayetlerle, Hz. Peygamber’in hadisleriyle ve İslam Alimlerinin hikmetli sözleriyle desteklenmiş bu eser; okuyucusuna yalnızca bir sorgulama değil, aynı zamanda bir uyanış fırsatı sunuyor.
Bugünün Nuh’unu arayan bu kitap, şunu soruyor: “Yaşadığın bu çağda sen kimin gemisindesin? Nuh’un mu, yoksa batmaya mahkum bir çağın mı?” Kalemine, yüreğine ve hakikate yönelmek isteyen herkese…
Zaman ilerliyor, teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor… Ama insanlık küçülüyor. Ahlak eriyor, merhamet soluyor, hakikat unutuluyor. Modern çağın parıltılı vitrininde, içi boş bir nesil büyüyor. Bilgi var ama hikmet yok. Ekranlar parlıyor ama yüzler solgun. Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insan, neye koştuğunu bile bilmeden sürükleniyor.
İnsanlık nereye gidiyor: Tarihte bir kez yaşanmış olan büyük tufanın sembolü, bugün yeniden anlam kazanıyor. Çünkü yeni bir tufan başladı: Bu kez seller suyla değil, heva ile geliyor. Gemiye binmeyenler boğulmuyor belki ama kayboluyor. Zihinler felç, gönüller kurak, vicdanlar susturulmuş…
Modern cahiliye, bugünün adıdır. Putlar artık taş değil ama her cebe giriyor, her göze takılıyor, her kalbe sızıyor. Ahlak çökerken, insanlık elden giderken, herkes susuyor. Nuh’un kavmi gibi eğleniyor, alay ediyor, unutturulmuş bir hakikatin içinde debeleniyor.
Peki, bu çağın Nuh’u kim olacak: Kim kalkıp da “Ey kavmim!” diyecek cesaretle? Kim ahlakı, imanı, adaleti, merhameti yeniden inşa edecek? Kim elinde bir davetle, insanlığa kurtuluş gemisinin kapılarını açacak?
Belki de her insanın içinde bir Nuh saklıdır. Belki de bu tufandan kurtulmak, önce kendi içimizdeki Nuh’u uyandırmakla mümkündür.
Çünkü kurtuluş sadece bir gemide değil, bir dirilişte saklıdır. Ve bu diriliş, hakikatin yeniden hatırlanmasıyla başlar.
Ya sen? İçindeki Nuh’u dinlemeye hazır mısın?
Yoksa bu gidişata sessiz kalıp kaybolanlardan mı olacaksın?..
“Eğer hakikat onların hevalarına uysaydı, gökler, yer ve bunlarda bulunanlar bozulup giderdi…” Mü’minun, 71
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, İslam’dan sadece ismi, Kur’an’dan sadece resmi kalacak…” (Hakim, Müstedrek, 4/504)
“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimizi Hak üzerinde sabit kıl. Bizi batılın seline kapılmaktan, imansız bir çağda imansız kalmaktan muhafaza eyle. Bizi içimizdeki Nuh’la buluştur, bizi o gemiye bindir. Amin…”
Son Söz: Tarihte bir tufan vardı, bugün ise bir inkar tufanı var. Gemi yine hazır… Peki sen binmeye hazır mısın?
KİM BİR NUH OLACAK!
Tarihin en sarsıcı kıssalarından biridir Nuh’un kıssası. Kavmini batıl inançlardan, zulümden ve ahlaki yozlaşmadan kurtarmak için yıllarca mücadele etti. Onları uyardı, çağırdı, sabırla bekledi. Fakat insanlar kibirleri, dünya hırsları ve putlara olan saplantıları yüzünden kurtuluşa sırtlarını döndüler. Sonunda tufan geldi, Nuh ve ona inananlar gemiye bindi; geri kalanlar suların içinde yok olup gitti.
Bu kıssa, sadece geçmişte yaşanmış bir olaydan ibaret değildir; her çağda ve her toplumda yankılanan evrensel bir uyarıdır. Peki, günümüzde etrafımıza baktığımızda, Nuh’un mücadelesine benzer hangi çağrıları görüyoruz? Kimler, kendi “tufanlarına” karşı bir gemi inşa etmeye çalışıyor?
Modern Çağın “Tufanları”
Bugün de insanlık, farklı biçimlerdeki “tufanlarla” karşı karşıya. Bilinçsiz tüketimle yok olan doğal kaynaklar, iklim değişikliğinin getirdiği felaketler, küresel salgınlar, ekonomik eşitsizlikler, dijital dünyanın yalnızlaştıran etkisi ve ahlaki değerlerin erozyonu…
Bunlar, çağımızın Nuh’un kavmini saran felaketlerden farksız, hepimizi içine çekme potansiyeli taşıyan modern tufanlardır. İnsanlar, tıpkı Nuh’un kavmi gibi, çoğu zaman kısa vadeli çıkarlar, bireysel hırslar ve sanal putlara olan bağımlılıkları yüzünden bu tehlikeleri görmezden geliyor, uyarılara kulak tıkıyor.
Tarihin en sarsıcı kıssalarından biridir Nuh’un kıssası. Kavmini batıl inançlardan, zulümden ve ahlaki yozlaşmadan kurtarmak için yıllarca mücadele etti. Onları uyardı, çağırdı, sabırla bekledi. Fakat insanlar kibirleri, dünya hırsları ve putlara olan saplantıları yüzünden kurtuluşa sırtlarını döndüler. Sonunda tufan geldi, Nuh ve ona inananlar gemiye bindi; geri kalanlar suların içinde yok olup gitti.
Bugün biz hangi çağda yaşıyoruz? Fiziki putların yerini dijital putlar aldı: Sosyal medya beğenileri, Akıllı telefonlar, Para ve statü tutkusu, Aklı mutlaklaştıran modernizm, Mahremiyeti hiçe sayan sanal teşhircilik…
İnsanlık, kendi elleriyle yaptığı modern putlara tapar hale geldi. İnsanlar ekranların kölesi oldu; aileler dağıldı, ahlak sarsıldı, hakikat unutturuldu. Vicdanlar susturuldu, kalpler karartıldı. Nuh’un kavmi, taşlardan yonttuğu putlara umut bağlamıştı; bugünün insanı ise kendi dijital icatlarına sığınıyor.
Modern Çağın Putları ve Kurtuluş Gemisi
Tarihin en sarsıcı kıssalarından biridir Nuh’un kıssası. Kavmini batıl inançlardan, zulümden ve ahlaki yozlaşmadan kurtarmak için yıllarca mücadele etti. Onları uyardı, çağırdı, sabırla bekledi. Fakat insanlar kibirleri, dünya hırsları ve putlara olan saplantıları yüzünden kurtuluşa sırtlarını döndüler.
Sonunda tufan geldi, Nuh ve ona inananlar gemiye bindi; geri kalanlar suların içinde yok olup gitti. Bu kıssa, sadece geçmişte yaşanmış bir olaydan ibaret değildir; her çağda ve her toplumda yankılanan İlahi bir uyarıdır.
Modern Çağın Putları
Nuh kavminin taptığı putlar, elden oyma heykellerdi. Günümüzde ise putlar şekil değiştirdi; daha sinsi, daha cazip ve çoğu zaman fark edilmesi daha zor hale geldiler. İslami bir bakış açısıyla, Allah’tan başka bir şeye aşırı bağlanmak, ona tabi olmak veya ona körü körüne itaat etmek bir tür putperestliktir. Modern çağın putlarını şöyle sıralayabiliriz:
Para ve Mal Hırsı: Günümüz insanının en büyük putlarından biri şüphesiz paradır. Zenginlik, makam, lüks tüketim tutkusu, insanları harama yöneltmekte, hak yemeye teşvik etmekte ve ruhlarını fakirleştirmektedir. “Daha çok” arzusu, kanaatkârlığı ve şükrü unutturarak insanı tatminsiz bir döngüye sokar.
Şöhret ve Beğeni Putu: Sosyal medya çağında birey, sürekli olarak başkalarının beğenisini ve takdirini arar hale geldi. Sanal kimlikler, gerçek benliğin önüne geçti. Şöhret peşinde koşmak, riyakârlığı artırmakta, samimiyeti yok etmekte ve insanı gösteriş budalası yapmaktadır. Allah’ın rızası yerine kulların takdirini kazanma çabası, açık bir şirktir.
Heva ve Nefs Putu: Kur’an-ı Kerim, “Hevasını ilah edineni gördün mü?” diyerek nefsin isteklerine boyun eğmenin tehlikesine dikkat çeker. Modern insan, çoğu zaman kendi arzu ve isteklerini dinin, ahlakın ve vicdanın önüne koymaktadır. Sınırsız özgürlük, sorumsuzluk ve bencil hedonizm, nefsin putlaştırılmış halidir.
Bilgi ve Akıl Putu: Bilim ve teknolojinin gelişimi elbette önemlidir. Ancak, insan aklını ve bilimi, Allah’ın mutlak ilminin ve vahyin önüne koymak, bir tür entelektüel putperestliktir. Her şeyi akılla izah etmeye çalışmak, gaybı inkar etmek veya dini metinleri kendi hevasına göre yorumlamak, insanı küfre sürükleyebilir.
Marka ve Tüketim Putları: Maddi objelere, markalara veya statü sembollerine aşırı bağlılık da modern putlardandır. İnsanlar, sahip oldukları nesnelerle kimliklerini tanımlar hale geldi. Reklamların cazibesiyle hareket eden, ihtiyaçtan çok arzuya dayalı bir yaşam sürenler, tüketimin kölesi olmuştur.
Peki, bu modern “tufanlara” karşı Nuh’un gemisini kimler inşa edecek? İslami şuurla Nuh gibi duruş sergilemek, günümüzde her müminin vazifesidir.
Tevhid Bilinciyle Direnenler: Modern putların cazibesine kapılmadan, sadece Allah’a kul olanlar, O’nun emirlerine uyanlar ve O’nun rızasını her şeyin üstünde tutanlardır. Onlar, kalplerini dünyevi tutkulardan arındırarak tevhidin sarsılmaz kalesini inşa ederler.
Hakkı ve Sabrı Tavsiye Edenler: Nuh (a.s.) gibi yılmadan tebliğ eden, iyiliği emredip kötülükten sakındıran, adaletin ve ahlakın yılmaz savunucuları olanlardır. Onlar, toplumu içine alan gaflet uykusundan uyandırmaya çalışan, sabırla davet eden müminlerdir.
Maneviyat Gemisini İnşa Edenler: Namaz, oruç, zikir, sadaka gibi ibadetlerle ruhlarını arındıran, Kur’an’ı hayatlarına rehber edinen ve sünneti yaşayanlardır. Onlar, imanın ve salih amellerin sağlam ipine tutunarak fırtınalı denizde sığınacak bir gemi inşa ederler.
Kanaatkâr ve Şükür Sahibi Olanlar: Azla yetinmeyi bilen, ellerindekine şükreden ve israftan kaçınanlardır. Onlar, maddi hırsların ve tüketim putlarının esiri olmadan, helal ve tayyib olanla yetinerek kalplerini huzura erdirirler.
Nefislerini Terbiye Edenler: Heva ve heveslerinin peşinden gitmeyip, nefislerini Allah’ın emirleri doğrultusunda terbiye edenlerdir. Onlar, bencillik ve kibir yerine tevazu ve fedakârlığı seçerek kendi içlerindeki putları yıkarlar.
Kurtuluş Gemisi Bekliyor
Nuh’un kıssası bize, değişime direnenlerin kaçınılmaz sona sürükleneceğini, ancak Allah’a güvenenlerin ve O’nun yolunda mücadele edenlerin kurtuluşa ereceğini fısıldar. Bugün de benzer bir dönemeçteyiz. Kim bir Nuh olacak ve etrafındaki modern putlara karşı Allah’ın davasını yükseltecek? Kim, imanın ve takvanın gemisine binecek ve insanlığı dünya ve ahiret felaketlerinden kurtaracak?
Bu soruya vereceğimiz cevap, sadece bireysel kaderimizi değil, tüm ümmetin ve insanlığın geleceğini şekillendirecek. Zira modern çağın Nuh’ları olmak için hepimizin üzerine düşen bir sorumluluk var: tevhidle kuşanmak, sabırla davet etmek ve salih amellerle gemimizi inşa etmek. Unutmayalım ki, tufan kapıda olabilir ve kurtuluş gemisi hala beklemektedir. Siz bu gemiye binecek misiniz?
Dijital Putlar Çağında Kurtuluş Reçetesi
Nuh’un (a.s.) kavmi, elleriyle yaptıkları putlara taparak helak oldu. Günümüz insanı ise, daha görünmez, daha sinsi ama bir o kadar da güçlü dijital putların esiri olmuş durumda. Sosyal medya, sanal gerçeklik, yapay zeka, bilgi ve hız tutkusu… Tüm bunlar, bizi Allah’tan ve gerçek manadan uzaklaştıran yeni nesil putlar haline gelebiliyor. Peki, bu dijital tufanın ortasında insanlık nereye gidiyor ve bu çağda kurtuluş reçetemiz ne olmalı?
Dijitalleşmiş Putların Gölgesinde Bir Yaşam
Modern insan, teknolojik gelişmelerin sağladığı sınırsız imkanlar içinde kendini kaybetme riskiyle karşı karşıya.
İnsanlık Nereye Gidiyor?
Beğeni ve Sanal Kimlik Putu: Sosyal medyada sürekli başkalarının onayını ve beğenisini aramak, sanal bir kimlik inşa etme çabası, gerçek benliğimizden ve özgünlüğümüzden uzaklaştırıyor. Takipçi sayısı, beğeni butonları, yorumlar; bunlar, kalplerimizi doyurmayan, aksine daha da boşluğa sürükleyen birer put haline gelebiliyor.
Bilgi ve Hız Putu: İnternetin sınırsız bilgi denizinde boğulmak, her an her şeyi bilme, her şeyi takip etme arzusu, zihnimizi yoruyor ve bizi derinlemesine düşünmekten alıkoyuyor. Hızlı tüketim, hızlı değişim ve hızlı iletişim; sabrı, tefekkürü ve dinginliği öldürüyor.
Sanal Gerçeklik ve Kaçış Putu: Dijital oyunlar, sanal dünyalar ve çevrimiçi eğlence, bazen gerçek hayattaki sorumluluklardan ve zorluklardan kaçış aracı olabiliyor. Bu durum, insanı pasifize ederek, gerçek hayatta mücadele etmek yerine sanal bir tatmin aramaya itiyor.
Bağımlılık Putu: Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve internet, farkında olmadan bizi kendine bağımlı hale getirebiliyor. Bu bağımlılık, zamanımızı çalıyor, ilişkilerimizi zayıflatıyor ve Allah ile olan bağımızı koparabiliyor.
İslami Bir Bakışla Kurtuluş Reçetesi
Bu dijital putlar çağında kurtuluş reçetesi, Nuh’un (a.s.) gemisi gibi, tevhid ve dengeli yaşam prensipleri üzerine inşa edilmelidir.
Tekrar Allah’a Yöneliş Tevhid: Dijital dünyanın cazibesi ne olursa olsun, kalbimizi yalnızca Allah’a yöneltmek en temel adımdır. Her türlü beğeniyi, bilgiyi, hızı ve sanal tatmini O’nun rızasının önüne geçirmemek, modern putları yıkmanın ilk şartıdır. Namazlarımızı huşu ile kılmak, Kur’an’ı anlamak ve hayatımıza uygulamak, zikri dilimizden düşürmemek, bu yönelişin en sağlam temelleridir.
Sanal Değil, Gerçek Bağlar Kurmak: Dijital dünyada sanal arkadaşlıklar yerine, ailemizle, akrabalarımızla ve komşularımızla gerçek, samimi bağlar kurmaya öncelik vermeliyiz. Yüz yüze iletişim, hal hatır sormak, birlikte vakit geçirmek; bunlar, insan fıtratının ihtiyacı olan gerçek gıdalardır.
Bilinçli Teknoloji Kullanımı Haddini Bilmek: Teknoloji bir araçtır, amaç değil. Bu aracı helal dairesinde ve faydalı işler için kullanma bilincini geliştirmeliyiz. Gereksiz bildirimleri kapatmak, belirli saatlerde dijital detoks yapmak, zamanımızı bilinçli yönetmek, bu putların esiri olmaktan bizi koruyacaktır.
Tefekkür ve Takvayla İçsel Huzuru Bulmak: Dijital dünyanın gürültüsünden uzaklaşarak tefekküre yönelmek, yaratılışı düşünmek, tabiatla iç içe olmak, ruhumuzu dinginleştirir. Takva bilinciyle hareket etmek, yani Allah’ın sınırlarını gözetmek, bizi aşırıya kaçmaktan ve dijital putların tuzağına düşmekten korur.
İlim ve Hikmetle Donanmak: Sadece bilgiye değil, ilme ve hikmete önem vermek, doğru ile yanlışı, faydalı ile zararlıyı ayırt etmemizi sağlar. Dijital dezenformasyonun yaygın olduğu bu çağda, sahih kaynaklardan beslenmek ve doğru bilgiye ulaşmak kritik önem taşır.
Kim Bir Nuh Olacak?
İnsanlık, bir yol ayrımında. Dijitalleşme bir kaderdir, ancak dijitalleşmenin bir putlar çağına dönüşmesi tercihtir. Her birimiz, kendi “dijital gemimizi” inşa etmek ve bu çağın getirdiği zorluklara karşı durmak zorundayız.
Kim bir Nuh olacak ve dijital putların cazibesine kapılmadan, kalbini sadece Allah’a bağlayacak? Kim, bu sanal dünyada gerçek manayı, gerçek huzuru ve gerçek kurtuluşu arayacak? Unutmayalım ki, bu gemi, ancak takva, tevhid ve bilinçli bir yaşamla inşa edilebilir. Çağımızın tufanlarından kurtulmanın yolu, Allah’a teslimiyetten ve O’nun belirlediği sınırlara riayet etmekten geçiyor.
Peki, böyle bir çağda kim bir Nuh olacak. Kim, insanları uyaracak? Kim, onları gemiye çağıracak? Kim, Tufan geliyor! diye haykıracak? Bugün bir tufan daha kopuyor; fakat bu defa su değil, gaflet ve cehaletseli. Kalpler boğuluyor, zihinler köreliyor, gençlik sürükleniyor… Yalnızca maddi kurtuluş değil, manevi bir gemiye ihtiyacımız var. Ve o gemiyi inşa edecek cesur bir Nuh’a…
Ne Yapmalıyız?
Kalpleri Tevhid ile buluşturmalıyız: İnsanlara Allah’tan başka hiçbir şeyin ilah ve kurtarıcı olamayacağını anlatmalıyız. Modern putları tanımlamalı ve bunlarla yüzleşmeliyiz.
Bilgi ile değil, hikmet ile konuşmalıyız: Çünkü çağ bilgi çağı değil, hikmet yoksunluğu çağındadır. İnsanlar nasihat değil; örnek, model ve yön gösterici arıyor.
Evlerimizi birer küçük Nuh gemisi yapmalıyız: Aileyi yeniden inşa etmek, evlerimizi birer ilim, dua ve salih amelle dolu sığınaklara dönüştürmek zorundayız.
Gençliği kazanmalıyız: Zira her Nuh’un kavminde bir Ham var, her kavmin içinde bir umut ışığı… Gençliğe hitap etmeyen hiçbir kurtuluş çağrısı tesir etmez.
Cesaretle haykırmalıyız: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur!” (Araf, 7/59)
Bir Hadis-i Şerif: “Kim bir kötülük görürse, eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu, imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman 78)
Bir Dua: “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelenleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” (İbrahim, 14/40)
Düşündüren Bir Söz: “Kim gemiyi yapacak bir Nuh bekleniyorsa, demek ki herkes boğulmaya razıymış.” Belki de artık beklememeli, her birimiz kendi çapımızda birer Nuh olmalıyız…
Bir Nuh Lazım kitabını indir