Uzay ve Dünyanın Çapı
“Ey cinler ve insanlar topluluğu! Eğer göklerin ve yerin derinliklerini delmeye gücünüz yeterse, hemen delin. Ancak apaçık bir delille delebilirsiniz.” ( Rahman 55:33)
Yukarıdaki ayette ” sınırlamak ” olarak çevrilen Arapça kelime ” aktar “dır. Bu, çap anlamına gelen ” kutr ” kelimesinin çoğul halidir ve göklerin ve yerin birçok çapı olduğunu ifade eder. Arapçada, bir kelimenin kullanım şekline bakarak tekil mi, çoğul mu (ikiden fazla) yoksa ikili mi kullanıldığını anlamak mümkündür. Dolayısıyla, burada kullanılan kelimenin çoğul hali, başka bir mucizevi bilgiye işaret eder.
Üç boyutlu bir cismin tek bir çapı olduğu, ancak mükemmel küresel ise söylenebilir. “Çap” terimi, yalnızca düzensiz ama temelde küresel bir şekli ifade edebilir. Kuran’da seçilen bu kelime -çaplar- Dünya’nın geoit şeklini belirtmesi açısından önemlidir. Ayette dikkat çeken ikinci konu, çaplardan bahsederken Dünya ve göklerin ayrı ayrı zikredilmesidir.
Albert Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı’na göre evren genişliyor. Ancak bu, galaksilerin ve diğer gök cisimlerinin uzayda dağıldığı anlamına gelmiyor. Bu, uzayın genişlediği ve galaksiler arasındaki mesafenin arttığı anlamına geliyor.
Rahman Suresi 33. ayetteki “göklerin sınırları” tanımı, uzayın küresel yapısına işaret eder (en doğrusunu Allah bilir). Tıpkı uzayın farklı noktalarındaki çapların farklı olması gibi, sürekli genişleyen bir uzayın çapları da farklılıklar gösterecektir. Bu açıdan bakıldığında, ” sınırlandırmak ” kelimesinin çoğul halinin kullanılması hikmet dolu olup, Kur’an’ın her şeyi bilen Rabbimiz’in vahyi olduğunun göstergelerinden biridir.
“… Güneş, ay ve yıldızlar O’nun emrine boyun eğmiştir. Yaratmak da, emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.” ( Araf 7:54)
Editörün Notu:
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah.” De ki: “Öyleyse, O’nu bırakıp kendilerine bile ne bir fayda, ne de zarar verebilecek güçte olmayan dostlar mı edindiniz?” De ki: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da, bütün yaratmalar onlara birbirine mi benzedi?” De ki: “Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, tektir, kahredicidir.” ( Ra’d Suresi, 16)
Ve,
“O [Allah], gökleri görebildiğiniz şekilde direksiz olarak yarattı. Yere de sizi sarsmaması için sabit dağlar yerleştirdi. Orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten su indirip orada her türlü güzel bitkiyi bitirdik. İşte bu, Allah’ın yaratmasıdır. Haydi bana gösterin, O’ndan başkaları neler yarattı? Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.” ( Lokman 31: 10-11)
Ve,
“Biz onlara hem ufuklarda, hem de kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz; öyle ki, onun hak olduğu kendilerine apaçık belli olacaktır. Rabbin her şeye şahit olmakla kâfi değil mi? Hâlâ Rablerine kavuşacaklarından şüphe mi ediyorlar? Şüphesiz ki O, her şeyi kuşatıcıdır.” ( Fussilet 41: 53-54)
