Image default
Müslüman Olmak

Takva Sadece Korku mudur

Takva Sadece Korku mudur?

İslam’da Allah bilincini ifade etmek için kullanılan korku terimi, Allah’tan korkmak anlamına gelmez; çünkü korku, sevgi ve saygı duygusunu dışlar.

Allah korkusu, hesap günü O’nun isyanından ve azabından korkmak, O’nu unutup nimetlerini kaybetmekten korkmak demektir.

Korkunun daha asil bir anlamı da, sevdiğiniz Allah’ı gücendirme korkusudur.

Mesela iki insan birbirini sevdiğinde, her birinin diğerini memnun etmek için elinden geleni yaptığını, hatta yıldönümlerini veya doğum günlerini bile unutmamaya çalıştığını görürsünüz.

Eğer insanların birbirlerine karşı tutumu buysa, o zaman insanların Allah’ın gazabından korkmaları daha yerinde olur. İnsanlar Allah’ı en çok sevmelidirler çünkü her şeylerini O’na borçludurlar: canlarını, mallarını ve her şeyden önemlisi O’nu tanıma ve ibadet etme konusunda O’nun rehberliğini.

Dolayısıyla, Allah korkusu, nefret ve Allah korkusu gibi kinci bir anlayışa dayanmaz. Aslında, Allah’ın gazabından korkma duygusuna yol açan sevgiye dayanır.

Tanrı Bilinci

Allah bilinci, takvanın özüdür; çünkü Allah bilinci, her an Allah’ın varlığını kabul etmek, hissetmek ve farkına varmak, O’nun sizi koruduğunu, ne yaptığınızı ve hatta ruhunuzun size ne fısıldadığını bildiğini bilmektir.

Bu duygu, hayatı Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşamaya çalışmak ve her an O’nun huzurunda olan kötülükten utanmakla sonuçlanır.

İşte takva sahibi kişi, hem Allah’ın hoşuna gitmeyecek şeylerden, hem de kendisine veya başkalarına zarar verebilecek şeylerden uzak durmaya çalışır.

Takva ve İlahi Aşk

Yüzyıllardır filozoflar ve yazarlar ilahi aşkı keşfetmeye çalıştılar ancak bazı duyguların, özellikle kişi ilahi aşkın daha yüksek derecelerine ulaştığında, kelimelere dökülemeyeceğini keşfettiler.

İlahi aşk, bağlılık ve sebat gerektirir.

İslam’da ilahi aşk, yüzeysel bir aşk değil, Allah ile kul arasında karşılıklı gerçek bir duygu olarak kabul edilir ve Kur’an’da şöyle ifade edilir:

“Sonra Allah bir kavim getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.” ( Maide 5:54)

Kur’an-ı Kerim, ilahi sevgiyi takvaya şu ayetle bağlamaktadır:

“Çünkü Allah, takvâ sahiplerini sever.” ( Âl-i İmran, 3:76)

Bu, ilahi sevginin yalnızca ibadet gibi saf ibadetlerde değil, hayatın farklı alanlarında da tezahür ettiğini gösterir. İşte bu nedenle, Allah’ın yolunu izlemek, ilahi sevginin gerçekliğinin asıl sınavıdır.

Bu husus, Kur’an-ı Kerim’de Hz. Muhammed’e (s.a.v.) hitabında çok güzel bir şekilde ifade edilmiştir:

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” ( Âl-i İmran, 3:31)

Allah’ın insana çizdiği bu yolda yürümek, insanda Allah’a karşı bir bağımlılık duygusu ve Allah’ın bütün nimetlerine karşı bir şükür duygusu yaratır.

İlahi aşk, kişinin hayattaki çeşitli zorluklara ve sıkıntılara hazırlıklı olabilmesi için bağlılık ve azim gerektirir. Ayrıca, sorumluluk almayı ve gerektiğinde kişinin zamanından, malından, arzularından ve hatta kendi hayatından bir miktar fedakarlık yapmasını gerektirir.

Kuran-ı Kerim, gerçek sevgiye sahip olabilmek için Allah sevgisini her türlü sevginin üstünde tutmak gerektiğini bildirmektedir:

“Fakat iman edenler, Allah’a olan sevgileriyle coşarlar.” ( Bakara 2/165)

Hz. Muhammed (s.a.v.) de bir kimsenin kalbinde imanın lezzetini duyabilmesi için başarması gereken şeylerden birinin Allah’ı ve Resûlünü her şeyden çok sevmek olduğunu belirtmiştir.

Bu ilahi sevgi aynı zamanda evrendeki diğer canlılara duyulan sevginin de temelidir. Çünkü insanlara ve diğer canlılara duyulan derin ve yoğun sevgi, Tanrı’yı ​​gerçek anlamda sevmeyen bir insanın hissetmesi mümkün değildir.

Sevgiyi İyi İşlere Çevirmek

Kuran’daki çeşitli ayetler, bir kişinin Allah’ın sevgisini kazanabilmesi için sahip olması gereken özellikleri açıklar. Bu özelliklerden biri de Kuran’da bahsedilen takva veya Allah bilincidir:

“Çünkü Allah, takvâ sahiplerini sever.” ( Âl-i İmran, 3:76)

Allah da kendisine güvenenleri sever.

Ayrıca sürekli olarak Allah’a tövbe eden insanlar O’nun sevgisini hak ederler:

“Çünkü Allah, çokça kendisine yönelenleri sever ve çokça temizlenenleri sever.” ( Bakara 2/222)

Üçüncü özellik ise sürekli kendini arındırmaktır. Kuran’da şöyle buyurulur:

“Allah da temizlenenleri sever.” ( Tevbe 9:108)

Birçok ayette iyilik yapan kişilerden de bahsedilmektedir:

“Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” ( Bakara 2:195)

Sabırlı ve sebatlı olanlar ilahi sevgiyi de hak ederler:

“Allah sabredenleri sever.” ( Âl-i İmran 3:146)

Kuran’da adaletli davranan veya adaletle hükmeden kişilerin de Allah’ın sevgisine mazhar oldukları bildirilmektedir:

“Şüphesiz Allah, adaletle hükmedenleri sever.” ( Maide 5:42)

Takvanın Meyveleri

Allah’a karşı sorumluluk bilincine sahip olmanın ahlaki niteliğinden kaynaklanan birçok fayda vardır.

Rehberlik

Birincisi, Kur’an, Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar için başlı başına bir hidayet rehberidir:

“Bu, hakkında hiçbir şüphe olmayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet rehberi olan bir kitaptır.” ( Bakara 2/2)

İşte bu yüzden pek çok insan, mukaddes kitapların yazılarını okumaktan gerçek anlamda bir fayda görmüyor, çünkü kalpleri bunlara karşı gerçek anlamda alıcı değil.

Bilgelik

Takvanın bir diğer faydası da, insanların doğru bir bakış açısına, bilgiye ve bilgeliğe sahip olmalarına yardımcı olmasıdır. Bu konuda Kur’an’da güzel bir ayette şöyle denmektedir:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkarsanız, O size iyiyle kötüyü birbirinden ayıran bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Şüphesiz Allah, büyük lütuf sahibidir.” ( Enfal 8/29)

Takvayı ilim ve basirete bağlayan bir başka ayette ise şöyle buyrulmaktadır:

“Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” ( Bakara 2:282)

Nimetler

Takva aynı zamanda Allah’ın nimetlerini elde etmenin ve hayatta karşılaşılabilecek sorun ve sıkıntılardan bir çıkış yolu bulmanın da bir yoludur. Örneğin, Kuran’da şöyle buyrulmaktadır:

“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.” ( Talak 65/4)

En büyük mutluluğa da Allah bilinciyle ulaşılır.

Bağışlama

Kuran, takvayı günahların bağışlanması için bir ön koşul olarak tanımlar. Bir ayette bunun anlamı şöyledir:

“Kim Allah’a karşı böyle sorumluluk bilinciyle davranırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını büyütür.” ( Talak , 65/5)

Takva, aynı zamanda Allah’ın rahmetine kavuşmanın da bir şartıdır; bu da şu etkileyici ayette ifade edilmiştir:

“Ben onu, iyilik edenlere, zekâtı verenlere ve âyetlerimize iman edenlere yazacağım.” ( Araf 7/156)

Kesin zafer ve takva arasında da şu ilişki vardır:

“Şüphesiz ki akıbet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.” ( Hud 11:49)

Nihai mutluluğa Allah bilinciyle de ulaşılır ve bu mutluluk sadece dünyadaki yaşamda değil, aynı zamanda ahiretin sonsuz yaşamında da yaşanır. Kuran, bu konuya şu şekilde değinir:

“Bilin ki Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. ” ( Yunus 10:62)

İşte bu yüzden Kur’an, takvayı sürekli olarak temel bir özellik olarak zikreder: Kişinin Allah’ın iradesine boyun eğmesi ve takvayı, bu dünyadaki hayattan ahiretteki sonsuz hayata geçiş için bir dayanak olarak alması gerekir. Kur’an bu konuya şu şekilde değinir:

“Çünkü azığın en hayırlısı, takvâdır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.” ( Bakara 2/197)

Bu takvaya sahip olmak, iç huzurunun oluşmasını sağlar ve insanlar arasında ebedî bir huzur yayılır.

———-

Dr. Jamal Badawi’nin İslami Öğretiler serisindeki bir konferanstan uyarlanmıştır.

İlgili yayınlar

Allah yolunu Arayanlar İçin 10 Nasihat

Celal Yağmur

Cennet ve Cehennem Arasında

Celal Yağmur

Allah’ın Kitaplarına ve Elçilerine İnanç

Celal Yağmur

Şaban’ın 15. Gecesinin Faziletleri

Celal Yağmur

Ramazan’daki Asıl Amacımız Nedir

Celal Yağmur

Dirilişe İnanmak

Celal Yağmur