Image default
Celal yağmurİbadet Eylemleriİnanç MakaleleriMakaleler

İslamsız Siyasetin Sonuçları

İslamsız Siyasetin Dindar Halk Üzerindeki Etkileri

İslam, siyaseti iman ve adalet temelleri üzerine bina eder. Ancak İslam’dan kopuk bir siyaset, özellikle dindar halk üzerinde derin izler bırakır. Bu tür bir siyaset, halkın dini inançlarıyla devletin uygulamaları arasında çatışma oluşturur, güven kaybına ve toplumsal çöküşe sebep olur.

Kur’an-ı Kerîm’de Yüce Allah şöyle buyurur:

“Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.”
(Mâide, 5/45)

Bu ayet, Allah’ın hükümlerinden uzak bir siyasetin zulüm doğuracağını vurgulamaktadır. Zulüm ise en çok, dine bağlı ve adalet arayışı içinde olan dindar halkı yaralar.

1. Güven Kaybı ve Devlete Yabancılaşma

Dindar halk, siyasetle dini değerler arasında uyum görmek ister. Ancak İslam’sız siyaset, bu uyumu yok eder. Halk, kendi inançlarını yansıtmayan bir devlet düzenine karşı güvensizlik hisseder. Bu yabancılaşma, toplum ile devlet arasındaki bağın zayıflamasına yol açar.

2. Dini Değerlerin Aşınması

Seküler bir siyaset, dini yalnızca bireysel alana sıkıştırır. Devlet politikaları dini göz ardı ettiğinde, dindar halkın değerleri marjinalleştirilir. Zamanla din kamusal hayattan uzaklaştırılır, halkın inançları törpülenir.

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü Allah katında insanların en sevimlisi adaletli idarecidir; en buğzedileni ise zalim idarecidir.” (Tirmizî, Ahkâm, 4)

Bu hadis, adaletin dini ve siyasi hayatın temel direği olduğunu, adaletsiz bir yönetimin halkın inancına zarar vereceğini göstermektedir.

3. Ahlaki Çöküş ve Fitneler

İslamsız siyaset, ahlaki ilkeleri dışladığı için toplumda yozlaşmayı hızlandırır. Rüşvet, yolsuzluk ve çıkarcılık yaygınlaşır. Dindar halk bu yozlaşmayı gördükçe, ya umutsuzluğa kapılır ya da sisteme uyum sağlamak zorunda kalır. Her iki durumda da ahlakî zayıflama kaçınılmaz hale gelir.

4. Baskılar ve Ayrımcılık

İslam’dan kopuk siyaset, dini değerlere bağlı olan halkı baskı altına alabilir. Başörtüsü yasakları, dini eğitim kısıtlamaları ve ibadet engellemeleri, dindar halkı doğrudan etkileyen uygulamalardır. Bu baskılar, toplumun dinine olan bağlılığını daha da artırabilir; fakat aynı zamanda devlete karşı kırgınlık ve öfke doğurur.

5. Kimlik Krizi ve Bölünmeler

İslamsız siyaset, dindar halkı kendi değerlerinden uzaklaştırmaya çalıştığında, toplumda kimlik krizi başlar. Genç nesiller, bir yandan dini inançlarına, diğer yandan seküler düzenin dayatmalarına sıkışır. Bu çatışma, toplumun bölünmesine ve fitnelere sebep olur.

Âlimlerin Görüşleri

  • İmam Maverdi: İslam’sız siyasetin halkı zayıflatacağını, yöneticiyi de zulme sürükleyeceğini vurgulamıştır.
  • Seyyid Kutub: Halkın imanına rağmen İslam’dan uzak siyaset modellerini, “insanı kula kul eden düzenler” olarak eleştirmiştir.
  • Aliya İzzetbegoviç: Siyasetin dinden koparılmasının, halkın ahlakî değerlerini aşındırarak İslam toplumunu köksüzleştirdiğini belirtmiştir.

Sonuç:

İslam’dan uzak bir siyaset, dindar halkın inancını, ahlakını ve kimliğini tehdit eder. Devlet ile toplum arasındaki güven bağını koparır, zulmü ve yozlaşmayı artırır. İslam’ın değerleriyle uyumlu olmayan siyaset, en çok dine bağlı halkı mağdur eder.

Düşündürücü Bir Soru:
Bugün dindar halkın yaşadığı güven kaybı, yozlaşma ve kimlik bunalımı, İslam’dan uzaklaştırılmış siyasetin en açık sonucu değil midir? İSLAM ve SİYSET kitabını İNDİR

Kaynak: Celal Yağmur’un İSLAM ve SİYASET kitabından – Kitabı okuyunuz…

İlgili yayınlar

Şeyh Edebali’nin, Osman Gazi’ye Nasihatleri

Celal Yağmur

Tebliğ ve Cihad’ın Lüzumu

Celal Yağmur

Temiz Nesiller Yetiştirmek İçin

Celal Yağmur

Hizbut Tahrir Basın Açıklaması

Celal Yağmur

Hz.İbrahim ve Çocukları

Celal Yağmur

İslam’ı Özel Kılan Nedir?

Celal Yağmur