Image default
Celal yağmurİlahi BirlikMakalelerYeni Müslümanlar

İslam ve Siyasetin Temel İlişkisi

İslam ve Siyasetin Temel İlişkisi

İslam, yalnızca bireysel bir inanç ve ibadet sistemi değildir; aynı zamanda toplumsal düzeni, adaleti, hukuku ve yönetim ilkelerini de içine alan kapsamlı bir hayat nizamıdır. Dolayısıyla İslam ile siyaset arasındaki ilişki, ayrılmaz bir bütünlük arz eder. Çünkü İslam, insanı hem ferdî hayatında hem de toplumsal ilişkilerinde sorumluluk sahibi bir varlık olarak görür.

Kur’an-ı Kerîm’de siyaseti doğrudan ifade eden bir kavram kullanılmasa da, yöneticilik, adalet, istişare ve toplumun düzeni ile ilgili birçok ayet bulunmaktadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…” (Nisâ, 4/58)

Bu ayet, siyaset ile dinin kesişim noktasını net bir şekilde ortaya koymaktadır: emanet (yöneticilik görevi) ehline verilecek ve adalet tesis edilecektir. Dolayısıyla siyaset, İslam’da sadece güç ve otorite meselesi değil; adalet, emanet ve istişare temeline dayanan bir sorumluluktur.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Siyasi Modeli

Hz. Peygamber (s.a.v.), Medine’ye hicret ettikten sonra hem dini hem de siyasi liderlik görevini üstlenmiştir. Medine Sözleşmesi, farklı inanç gruplarının bir arada yaşamasına imkân sağlayan ilk yazılı anayasalardan biri olarak, İslam’ın siyasete bakışını göstermektedir. Bu belge, Müslümanlar ile Yahudiler ve diğer topluluklar arasında adalet, hak ve sorumluluk esaslı bir birliktelik ortaya koymuştur.

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz…”
(Buhârî, Ahkâm, 1)

Bu hadis, yöneticilerin halka karşı sorumluluğunu açıkça ortaya koyar. İslam’da siyaset, halkın menfaatini gözetmek, zulmü engellemek ve hakkı üstün tutmakla ilgilidir.

Klasik ve Modern Âlimlerin Görüşleri

İmam Maverdi, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye adlı eserinde, İslam siyasetinin temel amacını “dinin korunması ve dünya işlerinin düzenlenmesi” olarak tanımlar. Bu bakış açısı, siyasetin yalnızca dünyevî değil, aynı zamanda uhrevî bir boyutu olduğunu gösterir.

Modern dönemde ise Seyyid Kutub, İslam’ın siyasete bakışını “Allah’ın hâkimiyetini kabul edip kulların heva ve hevesine dayalı yönetimleri reddetmek” şeklinde özetlemiştir. Ona göre, İslam siyasetinde asıl olan adalet ve kulluğun yalnız Allah’a tahsis edilmesidir.

İslam ve Siyasetin Vazgeçilmez Bağlantısı

Batı düşüncesinde din ve siyaset birbirinden ayrılmış, laiklik anlayışı hâkim olmuştur. Ancak İslam’da böyle bir ayrım bulunmamaktadır. Çünkü İslam’ın hükümleri sadece cami ve ibadet alanını değil, ticaretten aile hukukuna, devlet düzeninden uluslararası ilişkilere kadar bütün alanları kapsar.

Siyaset, İslam’ın toplumsal yönünü hayata geçirme aracıdır. İslam siyaseti, bireyin haklarını koruyan, toplumun maslahatını gözeten ve en önemlisi adaleti tesis eden bir anlayıştır.

Sonuç

İslam ve siyaset, birbirinden koparılamaz iki kavramdır. İslam, adaletin, hakkın ve istişarenin esas alındığı bir siyaset modelini emretmiştir. Müslüman toplumlar, bu temel ilkeler ışığında yönetimlerini şekillendirdikleri sürece hem dünya hem de ahiret saadetini elde edebilirler.

Düşündürücü Bir Soru:
Bugün İslam dünyasında siyaset, gerçekten Kur’an ve Sünnet’in emrettiği adalet ve emanete dayalı bir sistem üzerine mi inşa edilmektedir, yoksa şahsi çıkarların gölgesinde mi yürütülmektedir? Kitabı okumak için tıklayınız…

Kaynak: Celal Yağmur’un İSLAM ve SİYASET kitabından

İlgili yayınlar

Gerçek İnanç ve Kişisel Sorumluluk

Celal Yağmur

Allah Rahman ve Rahim Olandır

Celal Yağmur

Müslüman Olarak Nasıl Yaşanır

Celal Yağmur

54 Farz

Celal Yağmur

Allah Bizi Neden İmtihan Ediyor?

Celal Yağmur

Şeyh Edebali’nin, Osman Gazi’ye Nasihatleri

Celal Yağmur